(6762 S. K. m. 24)
Dava : Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesince verilen 14.5.1984 tarih ve 120-279 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü :
Karar : Davacı vekili, müvekkilinin inşa etmekte olduğu apartmanın bir dairesini 14.4.1982 günlü adi yazılı senetle ( 1750.000 ) liraya davalıya sattığını ve bu bedeli tamamen aldığını, bu sözleşmede belirlenen tarihte daire teslim edilmediği ve tapu verilmediği için tarafların 27.3.1983 tarihli protokolü düzenleyerek dairenin en geç 5.9.1983 gününe kadar teslimini ve tapusunun verilmesini kararlaştırdıklarını, müvekkilinin aynı gün davalıya 5.4.1983 tarihli ve ( 3.500.000 ) lira tutarlı bir çek verdiğini, kararlaştırılan tarihte davacının teslim ve ferağ taahhüdünü ifa edememesi halinde davalının ödediği semene ve hak ettiği tazminata mukabil bu çek tutarını tahsil edebileceğinin protokolde öngörüldüğünü, müvekkilinin müteaddit taleplerine rağmen davalının tapuyu devralmağa yanaşmayıp çeki icraya koyduğunu, çek tutarının ( 1.750.000 ) liralık kısmı davalıdan alınan semen karşılığı ise de diğer ( 1.750.000 ) liralık kısmının cezai şart olduğunu, resmi şekle bürünmeyen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi hükümsüz olduğu cihetle, buna dayanan cezai şartın da geçersiz bulunduğunu ileri sürerek takip konusu ( 3.500.000 ) liralık kısmının cezai şart olduğunu, resmi şekle bürünmeyen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi hükümsüz olduğu cihetle buna dayanan cezai şartında geçersiz bulunduğunu ileri sürerek takip konusu ( 3.500.000 ) lira borçlu bulunmadığının tespitini, davalının % 15 haksız takip tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının tahsil ettiği ( 1.750.000 ) lirayı uzun süre kullanması ve müvekkilinin mağdur olması nedeniyle tazminat miktarını saptamak amacıyle bu çeki verdiğini, tacir olan davacının sonradan bu tazminata itiraz etmesinin kötüniyetli bir davaranış olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, protokolde belirtilen ve çekte tecessüm eden ( 1.750.000 ) liranın davacının kabul ettiği bir tazminat olup cezai şart niteliği taşımadığı, davalının kullanılan parasının geliri olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve uyuşmazlık konusu çekin davacının daire bedeli olan davalıdan çok önce almış olduğu para karşılığı keşide edildiği, paranın zamanında iade edilmemiş olmasından doğan davalı zararının bu suretle karşılanmış olduğunun anlaşılmasına, bu durumda davacının kısmi bedelsizlik iddiasının MK. 2. maddesinde yer alan objektif iyiniyet kurallarıyla bağdaşmasının mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 30.5.1985 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy