(6762 S. K. m. 592) (1086 S. K. m. 288)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 10. Hukuk Hakimliği'nce verilen 15.5.1986 tarih ve 398 - 328 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.12.1986 gününde davacı avukatı Y.P. ile davalı avukatı A.A. gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ileri tarihlerde bankalara teminat olarak verilmek üzere tanzim tarihi, şirket kaşesi bulunmayan borçlusu müvekkili olan beheri 5.000.000 liralık olmak üzere 6 adet toplam 30.000.000 liralık senetler düzenlendiğini senetlerin müvekkilinin Ankara Yenişehir şubesinde kaybolduğunun anlaşılması üzerine gazete ilanları yapılıp senet iptali davası açıldığını, müvekkili ile hiçbir ilişkisi olmayan davalının 15.6.1985, 15.8.1985, 15.1.1986 vadeli senetleri kendi adına doldurup tahsil için bankaya verdiğinin gelen ihbarnamelerden anlaşıldığını belirterek, tanzim tarihleri olmayan bu üç adet toplam 15.000.000 liralık senetlerden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitini tedbir kararı verilmesini % 15 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevabında, iddianın doğru olmayıp müvekkilinin davacıya verdiği borç para karşılığında senetleri aldığını, teminat için düzenlenmiş olsa idi davacının lehtar gözükmesi gerektiğini oysa keşideci olduğunu, müvekkilinin senetleri rehin cirosu ile V. Bankası Erzurum Şubesi'ne verip kredi kullandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere, davalının senetlerde tanzim tarihi ve alacaklısının yazılı olduğunu savunmasına karşılık V. Bankası Yenişehir Şubesi'nin 12.11.1985 tarihli yazısına göre tanzim tarihi 18.6.1985'te 1.5.1985 olarak ikmal edilmiş olmasına, davacının 5.2.1985 tarihinden itibaren 75.000.000 nakit kredisi olduğuna ilişkin G. Bankası Necatibey Şubesi'nin 30.10.1985 tarihli yazısına senetlerin ve aynı kalemle düzenlenmiş olmasına dayanılıp, davalının ticari defterlerinin kapanış tasdiki bulunmaması nedeniyle davalı lehine delil olamayacakları kabul edilip, davalının bir kömür nakli işinde yolsuzluğa karıştığı şeklindeki gazete haberi de şüphe ile karşılanıp böyle bir kimsenin 15.000.000 lira borç vereceği hususu inandırıcılıktan uzak bulunup davanın sabit olduğu sonucuna varılıp söz konusu senetlerden dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, % 15 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, keşidecisi gözüktükleri ve bankadan alacakları krediye teminat olarak vermek üzere, lehtar hanesi boş olarak düzenledikleri senetlerini kaybettiklerini ve bunlardan dava konusu iki adedini her nasılsa ele geçiren davalının kendi adına doldurup tahsili cihetine gittiğini ve senetlerin rıza hilafına ellerinden çıkmış olduğu iddiası ile iptallerini talep etmektedir.
Mahkemece, senetler tanzim edilirken ve lehtar hanesi doldurulurken yazıların değişik kalemle yazılmış olması hali dikkate alınmak suretiyle ve tarafların şahsi durumları gözönünde tutularak, davanın kabulü cihetine gidilmiş olması doğru değildir. T.T.K'nun 592. maddesi hükmüne göre tamamen doldurulmadan bir senedin tedavüle çıkarılması mümkün olduğundan, dava konusu senetlerin değişik kalemlerle yazılmış olması iptal sebebi olamayacağı gibi, tarafların dava ile ilgisi olmayan şahsi durumlarının esas alınıp sonuca gidilmesi de yerinde değildir. Davacının senete karşı olan iddiasını aynı derecede güçlü ve kanaat verici delillerle ispatı gerekir. Oysa davacı tarafça bu nitelikte herhangi bir delil ibraz edilmemiş, mahkemece varsayımlarla hareket edilmiştir. Bu durum usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, icra takibi olmadığı halde sureti kabule göre icra tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Hal böyle olduğuna göre, davacının dava dilekçesinde yemine de dayandığı anlaşıldığından davacıya yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karara varılmalıdır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, taraf vekilleri geldiğinden 11.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde davalıya iadesine, 26.12.1986 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy