(213 S. K. m. 22, 368) (2004 S. K. m. 235)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesince verilen 21.1.1987 tarih ve 613-14 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkili Hazine'nin müflis şirketten vergi aslı ve vergi cezası nedeniyle toplam 84.000. TL. alacaklı olduğunu; bu alacağın sıra cetveline kaydı talebinin iflas idaresince reddedildiğini ileri sürerek mezkur alacağın sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı iflas idaresi memurları cevap vermemiş ve duruşmaya gelmemiştir.
Mahkemece kamu idarelerinin müflisten olan vergi alacakları ve vergi cezaları alacakları için kayıt kabul davası açamayacakları; zira tarh olunan vergi ve kesilen ceza henüz kesin olarak tahakkuk etmemişse iflas idaresinin müflis yerine gereken kanuni yollara başvurabileceği; vergi ve ceza alacağı müflis hakkında kesinleşmişse bunun iflas masası hakkında da bağlayıcı olduğu; bu husustaki uyuşmazlıkların çözüm yerinin mali ve idari yargı yerleri olması gerektiği görüşüyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı Maliye Hazinesi müflis şirketin Kurumlar Vergisinden ve buna ilişkin vergi cezasından doğan borcun sıra cetveline kayıt ve kabulünü talep etmektedir. Vergi borcunun ve buna bağlı vergi cezasının mükellefin İflas Masasına yazılabilmesi için ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi diğer bir deyişle tahakkuk etmiş olması icap eder. Nitekim 213 sayılı VUK. nun 22. maddesi verginin tahakkukunu (tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi) olarak tanımlanmaktadır. Bunun için de ya tarh ve tebliğ olunan vergi alacağına karşı dava açılmamış olması veya mükellef tarafından açılan vergi davası sonunda tarhiyatın haklılığının hükme bağlanması icap etmektedir.
Vergi cezalarının ödenme zamanını düzenleyen VUK' nun 368. maddesinde de vergi cezalarının cezaya karşı vergi mahkemelerinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği tarihten, dava açılmışsa vergi mahkemesi kararı üzerine düzenlenecek ihbarnamenin tebliği tarihinden başlayarak bir ay içinde ödeneceği öngörülerek aynı esas tekrarlanmış bulunmaktadır.
Şu hale göre olayımızda halli gereken başlıca sorun dava konusu vergi alacağı ve cezasının tahakkuk edip etmediğidir. Şayet sözü geçen kamu alacakları tahakkuk ettiği, yani ödenmesi zorunlu hale geldiği halde iflas idaresi müflisin bu borçlarını sıra cetveline kaydetmemekte direniyorsa alacaklı Maliye Hazinesi'nin İİK'nun 235. maddesi hükmüne göre kayıt-kabul davası açmaktan başka çaresi kalmamaktadır. Öte yandan kamu alacaklarının müflisin sıra cetveline yazdırılması için idari yargı yerlerinde dava açılmasına olanak veren bir hüküm yasalarımızda bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında vergi tekniği ve mali yargı konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak vergi ve ceza alacağının dava açılmaksızın veya vergi mahkemesince verilmiş bir hükümle tahakkuk edip etmediği araştırılmalı, kamu alacağı bu şekilde tahakkuk etmişse alacağın sıra cetveline kayıt-kabulüne karar verilmeli, aksi halde şartları doğmadığından dava reddedilmelidir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı olduğu şekilde davanın görev yönünden reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 01.12.1987 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy