(2004 S. K. m. 67, 150/A) (743 S. K. m. 766, 790, 796, 799)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, İstanbul Beşinci Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.6.1987 tarih ve 596-455 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı ile davalı Yılmaz vekilleri tarafından istenmiş olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 1985/596 esas sayılı davada, müvekkilinin davalılardan Murat'a ihracat kredisi kullandırdığını, diğer davalı Yılmaz'ın da bu kredinin teminatı olarak taşınmaz malını banka lehine (6.840.000 TL.) limitle ipotek ettiğini, davalı Murat'ın 13.7.1984 tarihinde (50.995.835 TL.) ya baliğ olan borcunun hesabın kesilmesine ve çekilen ihtarnamelere rağmen ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Altıncı İcra Memurluğu'nun 984/8694 sayılı dosyasında Murat ve Yılmaz'a karşı (6.840.000) liranın 13.7.1984 tarihinden itibaren yıllık %50 faiz ve faizin gider vergisiyle birlikte tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, davalıların itirazı üzerine takiben durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve %15 inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Murat vekili, açılan kredinin müvekkilince kullanılmadığını savunmuştur.
Diğer davalı Yılmaz vekili, müvekkilinin kredi sözleşmesinde imzası bulunmadığını, asıl borçlu Murat'ın kullandığı ilk ihracat kredisiyle ilgili hesabın kapandığını ve böylece müvekkilinin ipoteğinin işlevinin son bulduğunu, davalı Murat'a daha sonra kullandırılan kredilerden dolayı müvekkilinin gösterdiği ipoteğe başvurulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili, 1985/676 esas sayılı davada ise davalı Murat'ın borcunun (11.112.500 TL'lik kısmının 13.7.1984 tarihinden itibaren, yıllık % 50 faizi ve gider vergisiyle birlikte tahsili için İstanbul Altıncı İcra Memurluğu'nun 1984/8691 sayılı dosyasında davalı Murat'a ve dava dışı ipotekli taşınmaz malikine karşı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiğini, davalı Murat'ın itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davacı vekili, İstanbul Üçüncü Ticaret Mahkemesinin 1985/826 esasında açtığı davada da, davalı Murat'ın borcunun (10.313.000 TL.) lik kısmının aynı tarihten itibaren ve aynı nispette faizi ve gider vergisiyle birlikte tahsili amacıyla İstanbul Altıncı İcra Memurluğu'nun 1984/8690 sayılı dosyasında davalı Murat ve dava dışı ipotek veren şahıs aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, davalı Murat'ın takibe itiraz ettiğini beyanla itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davacı banka vekili İstanbul Altıncı Ticaret Mahkemesinin 1985/731 esasında kayıtlı davasında ise davalı Murat'ın borcunun (5.607.000 TL)'lık kısmının aynı tarihten itibaren ve aynı nispette faizi ve gider vergisiyle birlikte tahsili için İstanbul Altıncı İcra Memurluğu'nun 1984/8692 sayılı dosyasında davalı Murat'a ve dava dışı ipotek veren firma aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiğini, davalı Murat'ın itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davacı vekili, İstanbul Altıncı Ticaret Mahkemesinin 1985/732 esasında açtığı davada da, davalı Murat'ın borcunun (6.750.000 TL.)'lık kısmının faiz ve gider vergisiyle birlikte tahsili için İstanbul Altıncı icra Memurluğu'nun 1984/8693 sayılı dosyasında Murat'a ve dava dışı ipotekli taşınmaz malikine karşı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini dilemiştir.
Birleştirilen davaların yapılan yargılaması sonunda davalı kredi müşterisi Murat'ın icra takiplerinin başladığı 18.9.1984 tarihi itibariyle davacı bankaya (51.525.710 TL) borçlu olduğu; dava konusu takiplerin toplam tutarının ise ipotek limitleriyle sınırlı tutularak (40.622.500 TL)'dan ibaret kaldığı; davalıların takip miktarlarına vaki itirazlarının haksız olduğu; ancak takip miktarlarıyla ipotek limitleri dolduğundan davacı bankanın takip tarihinden sonrası için faiz, gider vergisi ve takip masraflarını isteyemeyeceği gerekçesiyle 1985/596 sayılı davada, davalılar Murat ve Yılmaz'ın; 1985/676, 1985/826, 1985/ 731 ve 1985/732 sayılı davalarda ise davalı Murat'ın itirazlarının takip tarihinde alacak miktarları yönünden iptaline; takip konusu alacakların % 15'i nispetinde icra inkar tazminatlarının tahsiline; davacının takipten sonrasına ilişkin faiz, gider vergisi ve icra masraflarına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı banka ve davalılardan Yılmaz vekillerince temyiz edilmiştir.
1 - Temyiz eden davalı Yılmaz'ın kefil değil ipotekli taşınmazın maliki bulunmasına, adı geçen davalının tapuda 23.6.1983 tarihinde düzenlenen resmi senette davacı bankanın diğer davalı Murat'a kullandırdığı veya kullandıracağı bütün kredilere teminat oluşturmak üzere taşınmazını ipotek göstermiş olmasına göre davalı Yılmaz vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Davacı banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı Yılmaz maliki bulunduğu taşınmaz malı diğer davalı Murat'a davacı bankanın açtığı veya açacağı kredilerden doğacak borçlara, bu borçların sözleşme ve direnim faizlerine, banka komisyonlarına ve gider vergilerine şamil olmak üzere (6.840.000 TL) için ipotek göstermiştir. Şu halde söz konusu ipoteğin halen mevcut bir alacak için değil ileride vücut bulacak bir alacağın temini maksadıyla kurulduğu (MK. m. 796/f. I), öğretide yerleşmiş deyimle üst sınır ipoteği (maksimal ipotek) mahiyetinde olduğu ihtilafsızdır.
MK. nun 790/f. I maddesi hükmüne; göre, taşınmaz mal rehni alacaklıya anaparadan başka takip masraflarını, geçmiş günler faizlerini, iflasın açıldığı veya taşınmazın satılması talep edildiği zamanda vadeleri hulul etmiş bulunan üç senelik faizler ile son vadeden itibaren cereyan eden faizleri de temin eder. Ancak anılan yasa hükmünün üst sınır ipoteğin de uygulanamayacağı, daha doğru bir deyişle ipotek sözleşmesinde gösterilen limitin aşılmaması şartıyla uygulanabileceği hususunda öğretide sözbirliği vardır. (C. WIELAND/Terc. İsmail Hakkı; Kanunu Medenide Ayni Haklar, İs. MK. nun 794.Madde Şerhi; Ord. Prof. Dr. Ferit H. SAYMEN, Prof. Dr. Halid K. ELBİR, Türk Eşya Hukuku Dersleri, İstanbul, 1963, Sh. 533; Prof. Dr. Bülent DAVRAN, Rehin Hukuku Dersleri, İstanbul, 1972, Sh. 23; Prof. Dr. Jale G. AKİPEK, Türk Eşya Hukuku, 3, Kitap, Ankara, 1972, Sh. 193; Prof. Dr. Kemal T. GÜRSOY-Prof. Dr. Fikret EREN-Prof. Dr. Erol CANSEL, Türk Eşya Hukuku, Ankara, 1978. Sh. 1029 vd.; Prof. Dr. M. Kemal OĞUZMAN-Prof. Dr. Özer SELİÇİ, Eşya Hukuku, 3. Bası, İstanbul, 1982, Sh. 894; Prof. Dr. Bülent KÖPRÜLÜ-Prof. Dr. Selini KANETİ, Sınırlı Ayni Haklar, 2. Bası, İstanbul, 1983, Sh. 288). Adı geçen yazarlar rehnin kurulduğu anda tutarı kesinlikle belli olmayan ve ileride doğacağı zaman tutarının ne olacağı bilinmeyen bir alacak için kurulan ipoteğin gerek anapara borcu gerekse bu borcun faiz, takip giderleri vesair ferileri bakımından ancak ipotek sözleşmesinde gösterilen ve MK. nun 766. maddesi uyarınca üst sınır oluşturan meblağı aşmamak şartıyla, teminat teşkil ettiğini belirtmişlerdir. Yine bu yazarlara göre ileride tahakkuk eden alacağın ve ferilerinin üst sınır ipoteğinde belirlenen limiti aşması halinde bu aşan kısım ipotek teminatından değil adi bir alacak olarak asıl borçludan talep ve tahsil edilebilir.
Yargıtay'ın bu konudaki uygulamasında da genellikle aynı ilkelerin benimsendiği gözlemlenmektedir. Yargıtay 12. HD.nin 19.6.1980 gün,.3216/5324 sayılı, 1.7.1980 gün, 3086/5730 sayılı kararları (Tahir ÖĞÜTÇÜ-Edip DOĞRUSÖZ, Rehin Hukuku, Ankara-1982, Sh. 327), aynı Dairenin 8.11.1977 gün, 6442/9265 sayılı kararı Yargıtay Kararları Dergisi, 1978, sayı: 6, Sh. 965) ve Dairemizin 23.5.1974 gün, 1849/ 1795 sayılı kararı (Yargıtay Kararları Dergisi, 1977, sayı: 10, Sh. 1403) bu doğrultudadır.
Buna mukabil Prof. Dr. İlhan E. Postacıoğlu, anapara alacağı ve işlemiş; faizler tutarının henüz ipotek limitini aşmadığı bir sırada icra takibine girişen alacaklının MK. m. 790/b.2 hükmünden yararlandırılması gerektiğini, yani takip masraflarıyla takipten sonra işleyecek faizlerin ipoteğin kapsamı içinde sayılmasının hakkaniyete uygun olacağını, zira toplam alacağı ipotek limitini aşmadan takibe geçmek suretiyle mezkûr limitin aşılmaması yolunda gerekli duyarlılığı gösteren alacaklının takipten sonra borçlunun direnmesi veya takip prosedürünün gecikmesi nedeniyle oluşan fer'i alacakları için rehinden yararlandırılmamasının menfaatler dengesine uygun düşmeyeceğini savunmaktadır (İflas Hukuku İlkeleri; Cilt: I, İstanbul-1978, Sh. 114 vd)
Bu görüş bir şahsın taşınmazını kendi borcu için ipotek ettiği, yani borçlunun ipotekte ifadesini bulan ayni sorumluluğu yanında sınırsız şahsi sorumluluğunun da devam ettiği haller için tartışılabilirse de olayımızda olduğu gibi malikin taşınmazında başkasının borcu için ipotek kurulan haller bakımından benimsenemez. Zira bizzat borçlu olmayan malikin alacaklıyı nakden tatmin etmek yükümlülüğü olmayıp ona düşen ödev borçlunun borcu ödememesi halinde ipotekli taşınmazının icraen satılmasına ve satış bedelinden borcun ödenmesine katlanmaktan ibarettir (Prof. Dr. Jale G. AkipeK, age. Sh. 229). Borçlu olmayan malik borç için takip edilemez ve mütemerrit kılınamaz (Prof. Dr. Nurşin AyiteR, Eşya Hukuku Ders Kitabı, Ankara-1977, Sh. 178). İcra takibi sırasında borçlu olmayan malike de ödeme emri gönderilmesi lüzumu kendisinin borcu ifayla yükümlü olmasından değil borçlu hakkındaki şartlara göre borcu söndürüp MK. nun 799. maddesi uyarınca taşınmazını rehinden kurtarma hakkının hatırlatılması amacına matuftur (Prof. Dr. Bülent Davran, age., Sh. 46).
Olayımızda da diğer davalı Murat'ın borcu için kendi taşınmazını rehneden mümeyyiz davalı Yılmaz'ın ayni sorumluluğu 23.6.1983. tarihli ipotek sözleşmesinde gösterilen 6.840.000 TL'lik limitle sınırlı olup davacı banka bu miktarın tamamı üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişmiş bulunmasına; davalıların itirazının iptali için açılan dava sonunda anılan miktar bakımından itirazın iptali ile İİK. nun 150/a ve 67. maddeleri uyarınca alacağın % 15'ine tekabül eden inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş olmasına; yukarıda açıklanan kural ve ilkeler karşısında ipotek limitini aşan faiz, gider vergisi, takip masrafları bakımından itirazın iptali talebinin reddi haklı görülmesine göre davacı bankanın temyiz itirazlarının da keza reddine karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Yılmaz vekilinin, 2 numaralı bentte gösterilen nedenlerle de davacı banka vekilinin haklı bululmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 24.800 lira duruşma vekillik ücretinin temyiz eden taraflardan alınarak yekdiğerine ödenmesine, fazla alınan 247.859 lira harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 176.985 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Yılmaz'dan arınmasına, 23.02.1988 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy