(3095 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 491)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı zonguldak Asliye 1. Hukuk Hakimliğince verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline devredilen İstanbul bankasınca dava dışı Ö Tic. Koll. Şti. ne kredi kullandırıldığını, davalının kredi sözleşmesinde kefil bulunduğunu, hesabın kat edilerek davalı hakkında yapılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu iddia ederek 3.179.085.56 liranın 31.12.1985 tarihi itibariyle % 60 temerrüt faizi, % 3 gider vergisi, % 10 faiz farkı iadesiyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 15.10.1983 tarihinde davacı banka şubesine başvurarak kefillikten vazgeçtiğini bildirdiğini, bu nedenle müvekkilinin o tarihe kadarki borçtan sorumlu olabileceğini, istemin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişi raporuna ve toplanan kanıtlara nazaran 3.179.085.56 lira alacağın 31.12.1985 tarihinden itibaren % 67.8 faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - (....)
2 - Davalı kredi sözleşmesinde kefildir. Dairemizin yerleşmiş inançlarına göre kefil kredi sözleşmesindeki limitle ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. BK.nun 491. maddesi uyarınca kefile de ayrıca ihbar yapılarak temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Mahkemece bu konuda araştırma yapılmamıştır. Karara esas alınan bilirkişi raporunda hesabın kat tarihindeki ve takip tarihindeki borç miktarı, banka kayıtlarındaki limit belirlenmediğinden bilirkişi raporu hükme yeterli değildir. Bu durumda mahkemece, bankacılık işleminden anlayan bilirkişi veya bilirkişilerden yukarıda belirtilen hususlarda yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3 - 3095 sayılı yasanın 2. maddesi hükmü uyarınca reeskont faizi istenebilir. Takip ve dava tarihindeki reeskont faiz oranları belirlenerek dava tarihine kadar takip tarihindeki, dava tarihinden sonrası için dava tarihindeki reeskont faizinden davalının sorumlu tutulması gerekirken, banka iskonto faizinden sorumlu tutulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin sair temyiz itirazının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 5.12.1988 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy