(1086 S. K. m. 440) (818 S. K. m. 534)
Dava ve Karar: A. E. ile H. A v.s. arasında çıkan davadan dolayı
Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 08.09.1987 gün ve 1647-546 sayılı hükmü onayan dairenin 17.02.1988 gün ve 8367-877 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, vekili, davalılardan satın alınan parkelerin ayıplı olduğu iddiası ile parkelerin davalılara iadesini ve ödedikleri (3.228.000) liranın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece (2.660.478) uranın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Avukat T. B. her iki davalının da vekili olduğu halde yerel mahkemenin 10.04.1986 tarihli kararın sadece davalı H. A. yönünden ve 28.04.1986 tarihli dilekçe ile temyiz etmiştir. Dosyada davalı İ. A. adına verilmiş bir temyiz dilekçesine rastlanmamıştır. Bu durumda, sadece davalı H. A. yönünden temyiz yoluna gidildiğinin kabulü gerekir. Temyiz incelemesi sırasında, gerek Avukat T. B.'nin her iki davalının müşterek vekilleri olması, gerek mahkemenin dosyanın Yargıtaya şevki için yazdığı 14.05.1986 tarihli teskerede kararın davalılar vekili tarafından temyiz edildiğinin ifade olunması sebebiyle dairemizce yanılgıya düşülerek ve kararın her iki davalı tarafından temyiz edildiği sorularak, karar her iki davalıya şamil olacak şekilde ve davanın reddi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Davacı karar düzeltilmesi isteminde bulunmamıştır.
Davalıların davayı yenileme talebi üzerine mahkemece dosya ele alınmış o sırada davacı vekili, kararın davalı İ. A. yönünden kesinleştiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece buna rağmen bozmaya uyulmuş ve davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar aynı gerekçe ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve dairemizce karar onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar adi ortaklık şeklinde bir parke fabrikasını işletmektedirler. Dava konusu, para alacağıdır. Davalı ortaklar bu para borcundan dolayı B.K. nun 534 göre müteselsilen sorumludur. Bu sebeple ortaklardan yalnız birisi aleyhine alacak davası açılabileceğinden, bu dava sebebi ile davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı vardır.
İhtiyari dava arkadaşlığında, hükmü temyiz etmemiş olan dava arkadaşı, diğer dava arkadaşlarının temyizi üzerine verilen bozma kararından yararlanamaz.
Mahkemece (2.660.478) liranın davalılardan tahsiline dair verilen ilk hüküm davalı İ. A. tarafından temyiz edilmediğinden, tahsil kararı onun hakkında kesinleşmiş bulunmaktadır.
Buna rağmen, yerel mahkeme hükmü dairemizce, davanın reddi gerekeceğine işaret edilerek her iki davalıya da şamil olmak üzere bozulmuştur.
Usulen kesinleşmiş olan davalı İ. A. hakkındaki tahsil kararının dairemizce bozulmasına ilişkin karar, geçersiz ve uyulması gerekmeyen bir karar niteliğinde bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemenin dairemizin bozma kararına uyarak verdiği red kararı davalı İ. A. yönünden bozulmak gerekirken, kararın onandığı anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltilmesi isteminin kabulü gerekli olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltilmesi isteminin kabulüne, dairemizin 17.02.1988 tarih ve 987/8367 esas ve 988/877 karar sayılı onama kararının davalı İ.. A.. yönünden kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının aynı davalı yönünden BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 06.05.1988 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy