(818 S. K. m. 487) (6762 S. K. m. 7)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı bir anonim şirketin davalı bankadan aldığı kredi borcundan dolayı müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, daha sonra şirket ortaklığından ayrılan müvekkilinin kredi sözleşmesindeki imzasından rücu ettiğine dair davalıya ihtar çektiğini, bankanın da faizsiz borç bakiyesini ve bundan sonra müvekkilinin kefaleti ile ödeme yapılmayacağını bildirdiğini, buna rağmen icra takibine girişen davalının, borcun taksitler halinde ödenmesi hususunda şirket ile anlaşma yaparak süreyi uzattığını, borç muaccel olduktan sonra müvekkilinin rızası olmaksızın alacaklı ile borçlunun yeni bir vade tayin etmeleri sözleşmenin yenilenmesi sayılacağından müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini ileri sürerek müvekkilinin icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının ihtarı üzerine o tarihteki faizli bakiyeyi ödemesi bildirilerek borçlular aleyhine icra takibine girişildiğini ve takibin kesinleştiğini, borçlulardan birine muayyen vade verilmesinin diğer borçlunun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, bir yenilemenin söz konusu olmadığını, davacının da ödeme taahhüdünde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, icra takibinde davacının ödemede bulunmuş olmasına göre davaya istirdat davası olarak devam olunmuş, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davacının çektiği ihtarın bankaya tebliğ edildiği 11.6.1984 tarihinden önceki işlemlerde kefillik durumunun devam ettiği, bu tarihten sonra borçlu şirket tarafından ödenen 435.000 liradan davacının sorumlu olmayacağı, borcun kapanmasını ve yeni kredi açılmasının söz konusu bulunmadığı gerekçesiyle 435.000 liranın ödeme tarihi 15.1.1987 tarihinden itibaren % 59 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı tarafların bütün temyiz itirazlarının reddiyle usül ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 9.02.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy