(6762 S. K. m. 23, 82)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 24.1.1989 gününde davalı avukatı R.B.E. ile davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukat dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hiçbir ticari ilişki olmadığı halde davalının 4.902.250 liralık açık faturaya dayanıp müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle takibin iptaline, % 15 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca tedbir kararı verilmesini de istemiştir.
Davalı vekili yasal süresinde davaya cevap vermemiş ilk oturumda davayı inkar ettiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, faturaya, irsaliyeye, icra dosyasına tarafların ticari defterleri ve belgeleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile alınan 5.03.1987 tarihli rapor ve 11.8.1987 tarihli ek rapora göre, 23.5.1986 tarih ve 459 sayılı faturanın tarafların defterlerinde kaydına rastlanmadığı ve davacının bu faturadan dolayı borçlu olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı, davacının babasının alacaklı vekili adına düzenlenmiş üç çekle toplam 1.000.000. TL. borçlu olmadığı ve davacının davasında haklı olduğu sonucuna varılıp, davanın kabulü ile takip dosyasına davalının yaptığı itirazın iptaline asıl alacak üzerinden hesaplanan 735.337. TL. inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Davacı işbu davasında davalıya 4.902.250. TL. borçlu olmadığının tespitini istediği ve binnetice menfi tespit davası ikame ettiğine ve dava kabul edildiğine göre, Mahkemece davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmek gerekirken davalının yaptığı itirazın iptaline karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2 - Davalı taraf savunmasında davacı adına düzenledikleri 23.5.1986 tarih ve 419 Nolu açık fatura münderecatı olan etlerin davacının yanında çalışan ve onun adamı olan İ.D.'e teslim edildiğini ve bu hususta teslim alan olarak İ.D. adının yazılı olan ve imzasını taşıyan 20.5.1986 tarih 1 Nolu irsaliyeye dayandıklarını öne sürmüş ve söz konusu etlerin teslim edilmiş olduğunun böylece sabit bulunduğunu ve keza açık faturanın dahi davacının adımı İ.D.'e tebliğ edildiğini belirterek, tebligat belgesini ibraz etmiştir. Buna karşılık davacı vekili İ.D.'in müvekkilinin işçisi olmadığını davalı ile işbirliği yaptığını, o sıralarda dükkanın kapalı olduğunu binnetice söz konusu etlerin teslim alınmadığını açıklamıştır. Mahkemece davalı tarafın yazılı delili mahiyetinde olan irsaliye üzerinde durulmadan ve gerekli inceleme ve tahkikat yapılmadan faturanın tarafların ticari defterlerinde kaydı bulunmadığı yolundaki bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulü cihetine gidilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; söz konusu irsaliyede teslim alan olarak adı ve imzası bulunan İ.D.'in davacının adamı olup olmadığı, İrsaliyedeki imzanın bu şahsa ait bulunup bulunmadığı ve davacının adına mal teslim almaya yetkili olup olmadığı üzerinde durularak gerektiğinde İ.D. adlı şahıs da dinlenmek suretiyle bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarda açıklanan hususlar üzerinde durulmadan yazılı olduğu şeklide hüküm tesisi doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 27.01.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy