(1086 S. K. m. 290) (6762 S. K. m. 601, 690)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin komandite ortağı Z.A.C.'ın davalı A.Ş.'e 25.000.000. TL'lik bir hatır bonosu verdiğini, davalı A.Ş. de diğer davalı bankadan bu bonoya müsteniden para aldığını, müvekkili şirketin ana sözleşmesinin 11 inci maddesine göre şirket nam ve hesabına hatır senedi verilmesinin mümkün olamayacağını, komandite ortağın böyle bir bono ile şirketi borç altına sokmaya yetkisi olmadığını, müvekkilinin davalı şirketten bu bono karşılığı bir mal da almamış olduğunu belirterek 15.7.1986 tanzim tarihli 25.000.000 liralık bono ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı A.Ş. vekili, müvekkilinin söz konusu bono ile davacı şirketten alacaklı olduğunu, davacı şirket yetkilisinin yetkisini suiistimal etmişse bunun müvekkilini ilgilendirmeyip davacı ile yetkili arasındaki bir mesele olduğunu, diğer davalı bankanın da söz konusu bonoya karşılık müvekkiline borç verirken keşideci, davacı şirketin temsili üzerinde durup sözleşmesini celp ve tetkik etmesi gerektiğini, bu hususun da müvekkilini ilgilendirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili cevabında, diğer davalı lehtar tarafından teminat olarak verilen bononun tüm yasal unsurları taşıdığını, müvekkilinin keşideci imzasının sıhhatini araştırma borcu bulunmadığını, suiniyetli de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı şirketin ana sözleşmesine ve tüm dosya içeriğine göre, sözleşmenin 11. maddesine göre şirket veya kendi nam ve hesabına şirket ortaklarının hatır senedi imzalayamayacakları, söz konusu senedi davacı şirketin yetkili komandite ortağı Z.A.Ç.'ın imzaladığı ve hatır senedi olduğunun belirgin bulunduğu, davalı bankanın senedi teminat olarak alırken tedbirli bir tüccar gibi davranıp davacı şirketin sözleşmesine uygun olarak düzenlenip düzenlendiğini araştırmadığı ve söz konusu senedin davacı şirketin bilgisi dışında ve temsilcisinin yetkisi dışında düzenlenmiş olup davacıyı borç altına sokamayacağı sonucuna varılıp, söz konusu senedin iptaline karar verilmiştir.
Kararı davalı Banka vekili temyiz etmiştir.
Davacı Komandit şirket, keşidecisi olduğu 15.7.1986 tanzim tarihli 25.000.000. TL'lik bononun hatır bonosu olduğunu, ana sözleşmenin 11. maddesine göre, hatır bonosu verilemeyeceğini, temsilcisinin yetkisini kötüye kullandığını iddia ederek, söz konusu bono ile borçlu olmadıklarının tespitiyle iptaline karar verilmesini istemiştir. HUMK. nun 290 ıncı maddesi hükmüne göre, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin yazılı delille ispatı gerekir. Bu itibarla davacının bononun hatır bonosu olduğu yolundaki iddiasını yazılı delille ispat etmesi icap eder. Oysa davacı iddiası doğrultusunda yazılı delil ikame edememiştir. Hal böyle iken Mahkemece davacı şirket ile davalı lehtar A.Ş. arasında ticari ilişki olmadığı ve bir mal alım satımı yapılmadığından bahisle ve bononun mücerretlik ilkesi de dikkate alınmadan hatır bonosu olduğu kabul edilerek iptaline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Davacının bononun lehtarına karşı öne sürdüğü hatır bonosu iddiası kanıtlanamadığına göre, hamil davalı bankanın TTK. 690. madde yollaması ile 601/2. maddesi hükmüne göre kötü niyetli müktesep olduğu iddiası üzerinde durmaya da gerek bulunmamaktadır.
Mahkemece, yukarda açıklanan nedenlerle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı banka yararına BOZULMASINA, 07.03.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy