(818 S. K. m. 534) (6762 S. K. m. 688)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin olunan 28.2.1989 gününde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı E.Ç. ile 1.1.1983 tarihli sözleşme uyarınca adi ortaklık yaptığını, bu sözleşmeye dayanarak davalının müvekkili hakkında yaptığı icra takibine itirazının yanlış mercie yapıldığı için reddedildiğini, takibe konu toplam 5.750.000.-TL. bedelli bonoların ortaklık borcu olmadığını, davalının bu borca karşılık mal göndermediğini, ortağı E.Ç.'in ortaklıktan önceki başka bir borcuyla ilgili olup, muvazaalı olarak tanzim edildiğini, borçtan bonoyu imzalayan E.Ç.'in şahsen sorumlu olduğunu iddia ederek, dava konusu 5.750.000 liralık bonolar nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tesbitini, % 15 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, adi ortaklık sözleşmesi uyarınca dava dışı diğer ortağın imzaladığı bonolardan davacının da sorumlu olduğunu, dava dışı ortağın davacıyı borçtan haberdar etmemesinin müvekkilini bağlamayacağını, bononun mücerret borç ikrarı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tarafların defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairece 30.3.1987 tarih 1986/8096 - 1987/1799 sayılı karar ile davacının davalıya bir yemin teklifine hakkı olduğundan bahisle bozulmuş davacı vekilinin karar düzeltme istemi de Dairece 27.10.1987 tarih 1987/5829- 5764 sayılı kararla reddedilmiş, mahkemece bozmaya uyularak davacının teklif ettiği yemini davalının 5.750.000.-TL. alacaklı olduğu yolunda eda etmiş olmasına dayanılıp davanın sabit olmadığı sonucuna varılarak reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 28.02.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy