(6762 S. K. m. 691) (1086 S. K. m. 290)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 7.3.1989 gününde davacı avukatı R.S. gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukat dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkilesinin keşidecisi, davalılardan E.'nin lehtarı diğer davalının hamili gözüktüğü 15.10.1984 tanzim 10.2.1986 vade tarihli 5.000.000 liralık bono ile borçlu olmadığını, imzanın kendisine ait olmadığını, biran için kendisine ait olduğu kabul edilse bile 90 yaşında olup kandırılarak attırılmış olduğunun muhakkak bulunduğunu, ceza davasında davalılar beraat etmiş ise de o davada alınan bilirkişi raporunda taklidi çok kolay imzalardan olduğunun ve müvekkilesinin imzasına benzediğinin bildirildiğini ve böylece kesin bir kanaat izhar edilemediğini belirterek, hamil ve lehtarın baba kız olmaları nedeniyle hamilin iyi niyetli de olmadığını öne sürerek, müvekkilesinin söz konusu bono ile borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin, bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması nedeniyle ceza davasından beraat ettiklerini, böylece kesin hüküm oluştuğunu, iddianın artık dinlenemeyeceğini, davacının yazılı delili de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, delil yetersizliği nedeniyle beraatla sonuçlanan Hatay Ağır Ceza Mahkemesi'nin 986/102 sayılı dava dosyasına bononun nakten düzenlendiği halde hizmet karşılığı alındığının davalılar vekilince belirtilip böylece talil edilmesine ve ispat külfetinin davalı tarafa düşmesine, davalıların hizmet karşılığı düzenlendiğini yazılı delille ispat edememelerine ve bu hususta yemin hakkını da kullanmamış olmalarına dayanılıp, davanın sabit olduğu sonucuna varılarak, söz konusu bono ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1 - Davalı E. savunmasında, bir süre davacının yanında kalıp ona hizmette bulunduğunu ve davacının bu bonoyu yaptığı hizmetin karşılığı kendisine verdiğini öne sürmüş bulunmaktadır. Bu savunmaya göre hizmetin karşılığı olarak bir para alacağı doğmuş olduğundan bonoda ihdas nedeni olarak gösterilen nakten kaydının talil edilmediği anlaşıldığından, talil edildiği kanaatiyle ispat külfetinin davalı E.'ye yüklenmiş olması doğru görülmemiştir.
2 - Hukuk Hakimi, davalılar hakkında sahte senet düzenlemekten Hatay Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1986/102-1987/48 sayılı dosyasında görülen kamu davasında alınan bilirkişi raporuna itibar edip bonodaki imzanın davacıya ait olduğunu kabul etmiş ve fakat başka gerekçelerle davayı sabit görerek kabulü cihetine gitmiştir.
Davacı, kararı gerekçe yönünden temyiz etmemiş olduğuna göre, artık bonodaki imzanın davacıya ait olduğu hususu kesinleşmiş bulunmaktadır. Davalıların alacağı bonoya müstenit olduğuna göre, davacının söz konusu bono ile borçlu olmadığı yolundaki iddiasını HUMK. nun 290 ncı maddesi hükmü icabı olarak ancak yazılı delille ispat etmesi gerekir. Oysa davacı yazılı bir delil ikame edememiştir. Bu durumda davacı dava dilekçesinin deliller faslında her türlü delili denemek suretiyle Yemin beyyinesine de dayanmış olduğundan, Mahkemece, davacı tarafa iddiası doğrultusunda davalılara bir yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karara varılması gerekir.
Mahkemece yukarda açıklanan hususlar dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 ve 2 Nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 07.03.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy