(743 S. K. m. 169) (2004 S. K. m. 72) (YHGK. 18.04.1990 T. 1990/11-141 E. 1990/249 K.)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 7.3.1989 gününde davacı avukatı O.A. gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin eşi R.'in amansız hastalığa yakalanıp tedavisi ile uğraştıkları sırada davalı kayınbiraderinin, eşine bankadan maaş bağlanması bahanesiyle kendisi ile eşine bir belge imzalattığını, bilahare bunun senet olduğunu hissetmeleri üzerine geri istediklerinin; davalının asıl senedi saklayıp sahte bir senedi yırtmış olduğunu kocasının ölümünü takiben asıl senedi 18.11.1982 tanzim 20.12.1982 vade tarihli 2.500.000 TL den doldurup takibe koyduğunu, esasen M.K. 169. maddesine göre geçersiz olduğu gibi, hiç bir borçlanmanın da söz konusu olmadığını iddia ederek, borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, senedin sonradan doldurulmadığını, davacının bu iddiasının yazılı delille ispatı gerektiğini ve senetle borçlanmanın koca menfaatine değil bizzat yapılmış olması nedeniyle M.K. nun 169. maddesinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına, tanık beyanlarına, davacının kocasının tedavi masraflarını çalıştığı ... Banka'nın yapmış bulunmasına, icra dosyası ve senet ile tüm dosya içeriğine dayanılıp, davalının sahte senet tanziminden dolayı beraat kararının bağlayıcı niteliği olmadığı, davacının kocasının kanser hastalığı sırasında içinde bulunduğu üzüntü, manevi baskı ve çaresizlikten davalıya söz konusu senedin verilmesinin kendisini borç altına sokamayacağı, davalıya yardımda bulunacağı kanaatiyle bu senedin verildiğini, oysa tüm tedavi giderlerinin ... Bankası tarafından yapıldığı ve davalının bu hususta bir belge ibraz edemediği tüm bu nedenlerle davanın sabit olduğu sonucuna varılıp, söz konusu bono ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davalının alacağı bonoya müstenit olduğuna göre, davacının söz konusu bono ile borçlu olmadığı iddiasını ancak yazılı delille ispatı gerekir. Oysa davacı yazılı delil ikame edememiştir. Mahkemece buna rağmen tanık beyanlarına ve olayların ceryan tarzına dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının dava dilekçesinde kanıtlar faslında v.s demek suretiyle yemin beyyinesine de dayanmış olduğu dikkate alınıp, davacı tarafa iddiası doğrultusunda davalıya bir yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarda açıklanan hususlar dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde hükmün tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 07.03.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy