(6762 S. K. m. 336)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.4.1989 gününde davacı avukatı S.F.G. ile davalı... A.Ş. ve E.K. avukatı T.Ü. gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dışı bir üretici firmanın genel distribütörü olan davalı şirket ile davacı arasında 21.7.1983 tarihinde bir bayilik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeyi davalı şirket adına diğer davalılar E. ve U.'nun imzaladıklarını, davalı şirketin ana sözleşmesine göre şirketin iki yetkili imza sahibince temsili gerektiği halde davalı U.'nun böyle bir imza yetkisi bulunmadığını, mezkur sözleşme ile bayilik alan davacının teminat olarak davalı E.'a makbuz mukabilinde 2.500.000. TL. ödediğini ve daha sonra davalı şirketin taahhütlerini yerine getirememesi üzerine bunun 1.000.000. TL'sini yine davalı E.'dan geri aldığını, davalı şirketin fiilen hiç bir varlığı bulunmadığını, iade olunmayan meblağdan parayı bizzat alan E. ile imza yetkisi bulunmadığı halde sözleşmeyi imzalayan U.'nun da müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek 1.500.000. TL. alacağın ödeme gününden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı E. ve U. vekili cevabında davalı şirketin yönetim kurulunca yapılacak bayilik sözleşmelerini akdetmek ve teminatları şirket adına tahsil etmek üzere yönetim kurulu üyelerinden davalı E.'a yetki verildiğini ve bu gibi anlaşmaların şirketin genel koordinatörü olan diğer davalı U. tarafından da imzalanmasının kararlaştırıldığını, bu durumda müvekkillerinin bayilik sözleşmesini davalı şirket namına imzaladıklarını, bu sözleşmenin her iki tarafça itirazsız benimsenerek uzun süre alış-veriş yapıldığını, teminat akçesi de şirketi temsilen tahsil olunduğu cihetle müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bayilik sözleşmesinin davacı ile davalı şirket arasında akdedildiği, davalı U.'nun teminat akçesinin alınmasında hiç bir iştiraki bulunmadığı, diğer davalı E.'un ise teminatı şirket adına tahsil ettiği ve TTK'nun 336. maddesinde öngörülen sorumluluk hallerinden hiç birisinin gerçekleşmediği gerekçesiyle 1.500.000. TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar E. ve U. haklarındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 11.04.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy