(6762 S. K. m. 636)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.4.1989 gününde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili davalının... Ticaret unvanlı bir adi şirketin ortağı olduğunu, bu şirketin faaliyeti sırasında dava dışı İ.İ.'a 25.5.1982 tarihli 3.900.000. TL'lik bir çek verdiğini, bu çeki ciro yoluyla edinen dava dışı B.S.S.'in şirket ortaklarına karşı icra takibine girişmesi üzerine davalı A. ile şirketin diğer ortağı dava dışı S.K.'ın Şişli Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nin 1982/966 esasında B.S.'ye karşı menfi tespit davası açtıklarını, bu arada... Ticaret Adi Şirketi'nin ortaklarca feshedildiğini, 30.3.1984 tarihli fesih protokolüne katılan davacının sözü edilen 3.900.000. TL'lik çekin şirketin borcu için keşide edilmiş olduğu kanaatiyle menfi tespit davasının olumsuz sonuç vermesi halinde borcu ödemeyi üstlendiğini, önce ... Ticaret lehine hüküm verilmiş ise de hükmün çek hamili B.S. yararına Dairemizce bozulduğunu, bozmadan sonra dava kesin sonuca bağlanmadığı halde davalı A. ile diğer ortak S.'in 7.127.000. TL.'ya baliğ olan borcu B.S.'ye ödeyip Bornova Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nin 986/418 esasında bu meblağın rücuan tahsili için müvekkiline karşı dava açtıklarını, durumdan şüphelenip araştırma yapan davacının sözü edilen çeke dayanarak B.S.'nin ... Ticaret'e karşı yaptığı takip sırasında düzenlenen 26.11.1982 tarihli ihtiyati haciz tutanağında davalının bu çeki kendi borcu için keşide ettiğini açıkladığını saptadığını, oysa davalı 30.3.1984 tarihli protokolün tanzimi sırasında mezkur çekin... Ticaret Adi Şirketi'nin borcu için düzenlenmiş olduğunu söyleyip davacıyı kandırmak suretiyle davacının borcu yüklenmesini sağladığını, ileri sürerek müvekkilinin davalıya 7.127.000. TL. borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında tarafları aynı olan 986/418 sayılı davada savunma olarak ileri sürülebilecek bir hususun bağımsız bir davaya konu edilemeyeceğini, davacının çekten doğan borcu üstlendiği 30.3.1984 tarihli protokolün davalının 26.11.1982 tarihli icra tutanağına geçen beyanından sonra yapıldığını ve davacının şirketin bütün işlemleri gibi takibin ayrıntılarını da bilerek protokolü imzaladığını, protokolün kendi lehine olan hükümlerinden yararlanan davacının yıllar sonra ve çek iptali davası kaybedilince bu tür iddiaları ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece diğer dava ve takip dosyaları, 30.3.1984 tarihli protokol, tanık beyanları gibi deliller karşısında haklı bulunmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı A.'in ihtiyati haciz tutanağına geçen beyanları 3.900.000. TL'lik çeki şahsi borcu için keşide ettiği mahiyetinde bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 20.04.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy