(818 S. K. m. 184) (6762 S. K. m. 176) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18.4.1989 gününde davalı avukatı İ.K. gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukat dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan 15.12.1981 tarihli sözleşmeyle 50.000.000 lira değerinde emtianın satışı için anlaşma yapıldığını, davalının teslim edeceği mallara karşılık toplam 50.000.000 TL'lık bonoların ciro yoluyla davalıya verildiğini, ayrıca toplam 48.000.000 TL'lık teminat mektubu teslim olduğunu, anlaşma gereğince davalının faturaları müvekkili adına tanzim edip, malın dava dışı ... Koll. Şirketine verilmesi gerektiğini, ancak davalının faturaları davacı adına düzenlemesine rağmen malları ... değil İ. A.Ş.nin adamı olan R.Y. isimli şahsa teslim ettiğini, durumun delil tesbiti yoluyla belirlendiğini ileri sürerek, sözleşmenin feshini, verilen bonoların ve teminat mektuplarının iptalleriyle kendilerine teslimini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, protokolden önce de satış konusunda şifahi anlaşma bulunduğunu, malların bir kısmının protokolden önce R.Y. adlı kişiye ... Koll. Şti.`i adına teslim olunduğunu, davalının bu teslimatları sözleşmede kabul etmekle R.`ın durumunu da benimsediğini, sözleşmeden sonra da malların aynı kişiye verildiğini, İ. A.Ş. ile ... Koll. Şti.'nin aynı işyerinde faaliyet gösterip ortaklarının da aynı kişilerden oluştuğunu, R.Y.`ın her iki şirketin de işlerini gördüğünü, daha önce üçüncü kişilerden de Kollektif şirket namına bu kişinin mal teslim aldığını, davacının teslim aldığı faturalara itiraz etmediğini, kalan malı da teslime hazır olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ilk kararı ile davalının söz konusu emtiayı davacıya teslim etmediği sonucuna varılıp dava aynen kabul edilmiş olup, davalının temyizi üzerine Dairece 14.4.1987 gün 987/1142-2171 sayılı kararla davalının malları anlaşmaya uygun olarak ... Koll. Şti.'ne teslim ettiği ve kalan malları da teslime hazır olduğunu belirttiğine göre davanın reddine karar vermek gerektiğinden bozulmuş, davacının karar düzeltme istemi Dairece 23.6.1987 gün 87/6162-5579 sayılı karar ile reddedilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporuna göre davalının 43.402.400 liralık malı davacıya teslim ettiği ve bakiye malı da davacının teslime hazır olduğu anlaşıldığından bahisle dava reddedilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve işin mahkemeden halli gerekmesine göre tazminat verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalının hangi yargılama giderlerini kendisinin yaptığını belirtmemesine göre davalının tüm ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Her ne kadar Mahkeme bilirkişi raporuna dayanarak davalının davacıya 43.402.400 liralık mal teslim edilmiş olduğunu kabul etmiş ise de, davalı vekilinin 2.4.1982 16.4.1982 ve 10.6.1982 tarihli dilekçelerinde 41.900.992 liralık mal teslim edilmiş olduğunu kabul ve ikrar etmiş olmasına göre davacı lehine davalının bu beyan ve ikrarını kabul etmek gerekirken bilirkişi raporundaki miktarın kabul edilmesi yanlış ise de bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7. maddesine göre gerekçenin bu bölümünün bu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle hükmün gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, 20.04.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy