(6762 S. K. m. 23)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.5.1989 gününde davalı avukatı K.U. gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkiline kilosu 21.15 TL'den 1.500 ton buğday göndermeyi taahhüt ettiğini, mal gönderilmeksizin müvekkiline gönderilen 31.8.1981 günlü fatura karşılığı mal bedeli olan 31.725.000 TL'nin müvekkilince davalıya nakden ödendiğini, faturanın kapalı fatura olup mal bedelinin alındığının bu fatura ile de anlaşıldığını, ancak mal bedelinin davalı yanca alınmasına rağmen malın gönderilmediğini, uyarıların sonuç vermediğini iddia ederek 31.725.000 TL'nin davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 31.8.1981 tarihli faturanın 10.8.1981 tarihli evvelce kesilmiş bulunan fatura yerine müvekkilinin Konya şubesince sehven kesilmiş olduğunu, yanlışlığın farkına varılması üzerine 31.8.1981 tarihli faturayı iptal ettiklerini ve bu durumu davacıya bildirdiklerini, müvekkilinin 31.8.1981 tarihli fatura tutarını davacıdan tahsil etmediğini, dava konusu faturanın şeklen akite bir fatura olmasının bedelin tahsiline kesin delil olamayacağını, ödendiği iddia olunan miktarın ne şekilde ödenmiş olduğunun belirlenmesi gerektiğini, bu konuda tarafların ticari defterlerinin incelenmesini istediklerini, taraflar arasında dava konusu fatura ile ilgili akdi ilişki olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişi raporlarına ve toplanan kanıtlara nazaran, tebliğ edilen bir faturanın muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden önce borç doğurucu bir ilişkinin varlığının olması ve faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olmasının gerektiği, tarafların defter ve kayıtlarının bu akdi ilişkinin varlığını doğrulamadığı, davacının ödemeyi nakdi avans olarak yaptığı iddiasının davacı kasa defterindeki kayıtlar ve bilirkişi raporlarındaki tesbitlerle mümkün olmadığının anlaşıldığı, davacının hatırlatılan ant hakkını kullanmadığı iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 16.05.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy