(818 S. K. m. 29) (6762 S. K. m. 688)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde kiracı olduğu, tahliye davası sonucu bu işyerinden tahliyesine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiği, bu kararın icra aşamasında müvekkilinin sırf tahliyeden kurtulmak maksadı ile hava parası olarak davalılardan limited şirket lehine 4.900.000. TL'lik üç adet bono verdiğini, müvekkilinin tahliye tehdidi altında ikrah sonucu verdiği bu bonolar nedeniyle davacıya borcu bulunmadığını iddia ederek toplam 4.900.000. TL'lik bonolar nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden M.`nın bonoda taraf olmadığını, bu nedenle husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili limited şirketin davacıya verdiği borç para karşılığı bonoların alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizce 1985/821-1881 sayılı ve 2.04.1985 tarihli ilamıyla onanmış, davalının karar düzeltme istemi üzerine Dairemizin 1985/3645-3669 sayılı ve 7.6.1985 günlü ilamında belirtilen nedenlerle davalı yararına bozulmuştur. Mahkemenin direnme kararı üzerine, direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1986/11-153, 1987/260 sayılı ve 1.04.1987 günlü ilamıyla Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğü gerekçesiyle davalılar yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna nazaran, davalının ikrar altında imzalandığı iddia olunan bonolar nedeniyle fahiş menfaatler temin etmediğinin belirlendiği, bu nedenle ikrarın geçerli sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 19.06.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy