(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 590)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki taraf vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin uygunsuz bir yaşam sürmesi nedeni ile vekaletten azlettiği oğlu A. ile işbirliği içinde olan davalının aslında azil tarihinden sonra A. tarafından tanzim edilen ve kambiyo senetlerinin tanziminde kullanılmayıp, alelade evraklara basılan şirket kaşesini havi 3.700.000 liralık bonoyu tahsile verdiğini, müvekkilinin davalıdan nakit para almadığı gibi, buna ihtiyacı da bulunmadığını ileri sürerek dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, baba oğul arasındaki münasebetin müvekkilini bağlamayacağını, dava konusu bononun müvekkilinden alınan para karşılığında verildiğini, bononun azilden önce tanzim edildiğini, davacının oğlu A.'nin bono tanzimine yetkili vekil olduğunu ileri sürerek davanın reddine, % 15 inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya ve toplanan delillere göre bonoyu tanzim eden vekil davacının oğlu A.'nin kambiyo senedi tanzimine yetkili olduğu, bononun 10.5.1987 tarihinde tanzim edildiği ve bono üzerinde şirket kaşesinin mevcut olduğu, bononun davacıdan para sızdırılmak amacıyla tanzim edildiğinin kanıtlanamadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Davalı vekilinin temyizine gelince;
Açılan menfi tespit davasında dava red edilmek suretiyle alacaklı yararına neticelenmiş ve borçlunun aldığı ihtiyati tedbir kararı sebebiyle alacaklı alacağına geç kavuşmuş ve borç miktarı da likid nitelikte bulunmuş olduğundan İİK. nun 72/4 maddesi hükmünce davalı yararına icra tazminatı verilmek gerekirken bu hususun dikkate alınmaması doğru olmadığından hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 Nolu bendde yazılı nedenlerle davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine, 2 Nolu bendde yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 16.10.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy