(6762 S. K. m. 1279)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 5.12.1988 tarih ve 643-865 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenilmekle dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle HUMK. nun 2494 sayılı kanunla değiştirilen 438/1.maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu gereği düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete dava dışı P. A.Ş. tarafından sigortalanan entionın davalıya ait gemi ile yurt dışından naklinin yapıldığını, ancak noksan tahliye edildiğini ve bu yüzden sigortalıya 41.416.999 lira ödendiğini ileri sürerek bu meblağın rucüen davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, poliçenin, zararın ihbarından sonra temyiz edildiğini, noksanlık iddiasının da doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, toplanan delillere göre dava dışı sigortalı P. A.Ş.nin zararı ekspertiz vasıtası 30.9.1985 tarihinde tespit ettirdiği halde poliçenin bu tarihten sonra 9.10.1985 tarihinde yapılan teklif üzerine 17.10.1985 tarihinde tanzim edildiği, TTK. 1279 maddesine göre geçerli bir sigorta poliçesi bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı sigorta şirketi, dava dışı P. ile yaptığı nakliyat abonman sözleşmesine dayanarak düzenlenen nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamına göre ödenen sigorta tazminatı için işbu rücu davasının açtığını ileri sürmüş bulunmaktadır. Anılan nakliyat abonman sözleşmesinin 5. maddesinde "sigortalıya herhangi bir ihbar zorunluluğu olmaksızın 6. maddede belirtilen limitler aşılmamak kaydıyla beher nakliyat vasıtasında otomatikman kuvertür verilmiştir. Sigortalı elinde olmayan nedenlerle veya uzun süreli formel işlemler yüzünden emtas yola çıkarıldıktan veya varışından sonra geç ihbarda bulunabilir. Geç ihbar hakkı müddetle sınırlı olmayacak ve sigortalının sigortalılık hukukuna halel getirmeyecektir. Geç ihbar dahil, yapılan ihbarlar sonucunda sigortacı herhangi bir limitle sınırlı olmamak üzere teminat vermiş sayılır". denmektedir. Anılan maddenin içeriğinden sigorta ettiren tarafından geç ihbar (bildirim) yapılabileceği de görülmüştür. Bu itibarla geç ihbar yapılsa bile sonucu etkili olmayacağı anlaşılır.
Abonman sigorta sözleşmeleri bir çerçeve anlaşma olup sigortacı ile sigorta ettiren arasında sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkide her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. Sigorta poliçeleri sigorta priminin tahakkuku amacıyla düzenlenir. Sigortalı tarafından yaptırılan taşımanın bildirilmesinden ve buna ilişkin poliçenin düzenlenmesinden önce rizikonun gerçekleşmiş olması sigorta sözleşmesini geçersiz kılmaz.
Açıklanan bu duruma göre, nakliyat abonmanı sözleşmesi uyarınca sigortalıya ödemede bulunan davacı sigortacının taşıyan aleyhine rücu davası açmaya hakkı bulunmakla, işin esasına girilmek ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 5.3.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy