(818 S. K. m. 484, 490) (2004 S. K. m. 67, 68)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Malatya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.12.1988 tarih ve 706-1341 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı ve davalı Ö.A. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka vekili müvekkili ile davalılardan İ.B. arasında akdolunan toplam (13.150.000.TL.) limitli kredi açma sözleşmeleri uyarınca adı geçen davalıya kredi kullandırıldığını, diğer davalılar H.Z. ve Ö.'nün de bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kullandırılan kredinin geri dönmemesi üzerine ihtarname keşide edilerek hesabın kesildiğini ve 15.1.1987 tarihi itibariyle mevcut 9.396.896. TL.) alacağın takip tarihinden itibaren yıllık % 66,9 nispetinde faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili için, anılan tarihte icra takibine girişildiğini, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve (9.396.896.TL.) alacağın takip tarihi olan 15.1.1987'den itibaren yıllık % 66,9 nispetinde faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece kredi açma sözleşmeleri, ödeme belgeleri ve uzman bilirkişi raporu gibi delillere nazaran davalıların itirazlarının iptaline, (9.396.896. TL) alacağın dava tarihinden itibaren yıllık % 66 nispetinde faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm davacı ve davalı Ö. vekillerince temyiz edilmiştir.
1 - Davalı Ö. kredi müşterisi diğer bir deyişle kredinin asıl borçlusu olmayıp sadece 27.3.1979 tarihli ve (150.000. TL) limitli kredi açma sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamıştır.
Kefilin sorumluluğu BK'nun 484. maddesi hükmü uyarınca sözleşmede gösterilen belirli meblağla sınırlı olup kefil bu limitin üzerinde ancak temerrüt nedeniyle sorumlu tutulabilir. (Bkz. m. 490)
Mahkemece davalı Ö.'nin kefaletinin (150.000.TL) limitli sınırlı olduğu göz önünde bulundurularak temerrüt tarihinden itibaren işlemiş gecikme faizinin de ilavesiyle bulunacak meblağın adı geçen davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin talebin bu davalı hakkında reddine karar verilmek icap ederken yazılı olduğu şekilde (9.396.896.TL)'nin davalı Ö.'den müteselsilen tahsili şeklinde hüküm tesisi hükmün adı geçen davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2 - İtirazın iptali davası borçlunun ödeme emrine vaki itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılabilir. (İİK. m.67/f-I). Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Olayda davalıların ödeme emrine karşı yaptığı itirazlar davacıya 4.2.1987 ve 6.2.1987 tarihlerinde tebliğ edilmiş, dava ise bir yıllık süre geçtikten sonra 22.7.1988 tarihinde açılmıştır. Bu durumda temyiz konusu davaya itirazın iptali davası olarak devam edilemezse de davanın süre aşımı nedeniyle reddi alacaklıya bu süre geçtikten sonra umumi hükümler dairesinde dava açma hakkı tanıyan İİK'nun 67/f-son maddesi hükmü uyarınca davacı alacaklıya böyle bir dava açmak zorunda bırakacağından ve aynı uyuşmazlığın esası yeniden inceleneceğinden davanın reddedilmeyerek normal bir tahsil davası olarak görülmesi usul ekonomisi ilkelerine uygun düşmektedir.
Ancak, takip tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyen ve davadan önce yaptığı icra takibiyle davalıları temerrüde düşürdüğü cihetle bu isteğinde haklı olan davacıya takip ve dava tarihleri arasındaki süre için istediği birikmiş faiz tutarı açıklattırılarak, müddeabihe dahil olan bu tutarın peşin harcı ödettirilmek ve bu esas dairesinde faiz talebi hüküm altına alınmak lazım gelirken dava tarihinden itibaren gecikme faizi yürütülmesi hükmün davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no.lu bentte yazılı nedenle davalı Ö. yararına, 2 no.lu bentte açıklanan nedenle davacı yararına hükmün BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.03.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy