(6762 S. K. m. 321)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 3.4.1990 gününde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili davalı anonim şirketin Ankara 15. İcra Dairesinin 1986/1806 sayılı dosyasında davacı aleyhine icra takibine giriştiğini, takip sırasında düzenlenen 6.2.1986 tarihli protokol uyarınca davalının davacıya ibra ettiğini, ancak davalının ibraya rağmen takibe devam ederek davacının banka hesabından 5.592.654 TL'yi haczettirip 27.5.1986 tarihinde tahsil ettiğini ileri sürerek mezkur meblağın anılan tarihten itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevap vermemiş ve duruşmaya temsilci göndermemiştir.
Mahkemece davalı şirketin yetkili temsilcisi tarafından imzalandığı bilirkişi raporuyla saptanan 6.2.1986 tarihli protokolden ve borç konsolidasyonu listesinden davacının davalıyı ibra ettiğinin anlaşıldığı, davalının buna rağmen takibi sürdürerek davacıdan 5.592.654 TL tahsil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1 - Davacının iddiasına dayanak yaptığı 6.2.1986 tarihli protokolü imzalayan dava dışı K.B.'in davalı ... A.Ş.nin yönetim kurulu başkanı olduğu noterce 1.6.1983 tarihinde onaylanmış imza sirkülerinden anlaşılmaktadır. Ne var ki sözü geçen sirküler içeriğine nazaran davalı şirketin temsili yönetim kurulu üyelerinden ikisinin müşterek imzalarıyla mümkün olup başkan K.B.'in şirketin münferiden temsil ve ilzam yetkisi yoktur. Mahkemece bu husus göz önünde bulundurulmaksızın davalı şirketi temsile yetkili iki yönetim kurulu üyesinin imzasını taşımayan protokole dayanılarak davanın kabulü cihetine gidilmesi isabetiz olup bozmayı gerektirmiştir.
2 - Mahkemece hükme dayanak yapılan diğer delil olan tarihsiz konsolidasyon listesinde ise davalı şirketin 30.6.1985 tarihi itibariyle davacıdan 6.946.120,33 TL alacaklı olduğu yazılı olup bu alacağın ibra edildiği veya ertelendiğini gösteren hiç bir belge mevcut değildir. Davacı lehine ve davalı aleyhine hiç bir hüküm taşımayan bu belgenin de iddiayı doğruladığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp keza bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıdaki bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 05.04.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy