(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Aksaray Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.11.1985 tarih ve 195-861 sayılı hükmün temyizen tetkiki yazılı emirle Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılardan H.Ç.'nin borçlusu diğer davacı eşi F.'nin de kefili, davalının alacaklısı olduğu 28.1.1981 tanzim tarihli 5.2.1982, 5.3.1982 ve 5.4.1982 vade tarihli (20.000) TL. bedelli üç adet bononun 7.1.1983 tarihli ibraname kapsamında kaldığını ve bu ibraname uyarınca bu senetlerin geçersiz olduğu hususunun taraflarca kabul edilmesine rağmen davalının Ankara 13. İcra Memurluğu'nun 1985/793 sayılı takip dosyası ile müvekkilleri hakkında icra takibinde bulunduğunu belirterek toplam (60.000) TL. bedelli dava konusu üç adet senet nedeniyle müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadığının tespiti talep ve dava etmiştir.
Davalı, süresinde verdiği cevap dilekçesinde, bonolara dayalı icra takibinin Ankara'da yapıldığını, senetlerde senet alacaklısının istediği yer mahkemelerine başvurma yetkisinin kabul edildiğini belirterek yetkisizlik itirazında bulunmuş ayrıca dava konusu senetlerin davacıya borç olarak verilen (560.000) TL'nin geliri olarak verildiğini, ibranamede belirtilen aylık (50.000) TL'nin de ödenmediğini, dava konusu senetlerin ibraname dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan kanıtlara göre dava konusu senetlerin ibraname kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiş, mahkemenin 27.11.1987 günlü kararı ile verilen kararın kesin olup, temyiz kabiliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davalı temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, bu karar da davalı tarafından temyiz edilmiş olup, bu son karar Dairemizin 12.9.1988 tarihli ve 1988/515-4806 sayılı ilamında belirtilen nedenlerle onanmasını müteakip Adalet Bakanlığı'nın 25.1.1989 tarih ve 03598 sayılı yazısı ile görülen lüzuma istinaden C.Başsavcılığı'nın 15.2.1989 gün ve 6 sayılı tebliğnamesiyle mahkeme esas kararının usul ve esas yönünden yasaya aykırı olduğu açıklanarak, kararın, kanun yararına bozulması temyizen istenilmiştir.
1- Davacılar tarafından dava dilekçesine eklenen ve imzası ile kapsamı davalı tarafından inkar edilmeyen (ibra senedi) başlıklı ibranamenin dava konusu bonoları da kapsamına aldığı açıkça belli olmasına göre, C. Başsavcılığı'nın eksik incelemeye yönelik yazılı emir yolu ile bozma isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ne var ki, dava dilekçesinin davalıya tebliği üzerine onun tarafından süresinde verilen cevap dilekçesinde, bonolara dayalı icra takibinin Ankara'da yapıldığı bu nedenle Ankara Mahkemeleri'nin yetkili olduğu açıklanarak, usulüne uygun bir şekilde yetki itirazında bulunulduğuna göre, mahkemece öncelikle bu usulü sorun üzerinde durularak öncelikle bu konuda bir karar verilmesi gerekirken, bu usulü itiraz değerlendirilmeden davanın esasına girilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bendde açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığı'nın yerinde görülmeyen yazılı emir yolu ile bozma isteminin reddine, ancak 2 numaralı bentde açıklanan nedenle C. Başsavcılığı'nın bu yönde ilişen yazılı emir yolu ile bozma isteminin kabulü ile mahkeme kararının HUMK'nun 427/7 maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına ve aynı maddenin son fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için karar örneğinin Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine, 20.03.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy