(7201 S. K. m. 11, 17, 23) (3167 S. K. m. 2) (6762 S. K. m. 724)
Dava : Hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahaline gönderilmiştir. Bu kerre ikmalen gelmekle, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin yurt dışında bulunduğu sırada mali müşaviri bulunan dava dışı E.B. isimli şahsa, bu şahsın herhangi bir yetkisi olmadığı halde davalı banka yetkililerinin çek karnesi verdiklerini, onun da bazen kendi imzası ile, bazen de müvekkili imzasını taklit ederek üçüncü şahıslara çek keşide ederek müvekkili hesabından 10.000.000 TL`na yakın ödemeler yaptığını, davalı banka yetkililerinin E.B. ile işbirliği yaparak ve çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığı halde bu hususta bir inceleme yapmaksızın ödemelerde bulunduğunu ve davalının kusurlu olduğunu iddia ederek, fazlaya ve diğer çeklere ait hakları saklı kalmak üzere 08.07.1982 tarihli 500.000 TL ve 14.07.1982 tarihli 250.000 TL bedelli çeklerle ilgili müvekkili hesabından yapılan ödemeler nedeniyle toplam 750.000 TL`nın davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, çekleri saklamakta gerekli özeni göstermediğini, kaldı ki davacının mali müşaviri tarafından çeklerin keşide edildiğini bildiğini ve icazet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişi raporlarına ve toplanan kanıtlara nazaran 250.000 TL`lık çekteki imzanın davacıya ait olduğu, 500.000 TL`lık çekteki imza davacıya ait değilse de çek karnesinin iyi saklanması gerekirken iyi saklanmaması nedeniyle davacının tedbirli bir tacir gibi davranmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili 28.1.1986 tarihinde temyiz etmiş, mahkemece aynı tarihli kararla davacı temyizinin süresinde olmadığı gerekçesiyle davacı temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, temyiz isteminin reddine ilişkin mahkemenin 28.01.1986 günlü kararını temyiz etmiştir.
1 - Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş mahkeme kararı 25.11.1985 tarihinde kalemde davacı vekilinin katibi N.Ö. imzasına tebliğ olunmuştur.
Tebligat yasasının değişik 11. maddesi uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Aynı yasanın 17. maddesi uyarınca belli bir yerde devamlı olarak meslek ve sanatını icra edenlere, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır, 23/8. maddesi uyarınca da tebliğ mazbatasının tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun ve tebliğ memurunun imzalarını ihtiva etmesi lazımdır.
Davacı vekilinin katibi ismine karar tebliği yapıldığı belirtilen 25.11.1985 tarihli tebligatta, tebliği yapan memurun imzası bulunmadığı gibi, tebliği alan şahsın davacı vekilinin daimi müstahdemlerinden biri olduğu da belirtilmemiştir. Yukarıda belirtilen tebligat yasası hükümleri uyarınca kararın davacı vekiline tebliğ edildiğinin kabulü mümkün değildir. Belirtilen tebligat bu nedenle geçersiz olup davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulüyle, Mahkemenin 28.1.1986 tarihli olup davacı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
2 - İşin esası yönünden yapılan incelemede ise Dava konusu çeklerin bulunduğu çek karnesinin davalı banka yetkililerince dava dışı şahsa usulsüz olarak verildiği, onun da bazen kendi imzasını kullanarak ve bazen de taklit imzalarla, bankadan bizzat aldığı çek karnesini doldurup davacı hesabından para aldığı iddia edildiğine göre, öncelikle dava konusu çeklerin bulunduğu çek karnesinin davalı bankadan davacı tarafından mı yoksa dava dışı mali müşaviri tarafından mı alındığı, çek karnesi makbuzu aslı görülerek ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Bu tespit sonucu, çek karnesinin dava dışı mali müşavire bankaca verildiği anlaşıldığı takdirde bu şahsın davacı adına çek karnesi almaya ve keşide etmeye yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılarak ve ayrıca ceza davasında çeklerin sahte olduğunun belirlenmiş olmasına ve mahkumiyet hükmünün mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bulunduğuna göre tarafların müterafik kusurlu olup olmadığı da araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davacının temyiz isteminin reddine dair mahkemenin 28.01.1986 tarihli kararının bozularak KALDIRILMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 27.03.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy