(6762 S. K. m. 309, 336, 340)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 2. Hukuk mahkemesince verilen (...) hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş (...) olmakla (...) gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin birlikte takip yapılan dava dışı T.Tur Turizim İşletmecilik ve Ticaret A.Ş.'nin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi bulunduğunu, davalının sadece T. Tur A.Ş. aleyhine açtığı davada alacağının bu şirketten tahsiline karar verildiği halde, yapılan icra takibinde bu şirketle birlikte müvekkili hakkında da 429.431 TL miktar için ilamsız takip yapıldığını ve bu takibin süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiğini, şirketin borcu nedeniyle şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan şahısların borçlu olamayacağını, müvekkilinin davalıya şahsi bir borcununu da bulunmadığını iddia ederek, müvekkilinin yapılan takip nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı borçlunun İ.T. Merciine yaptığı itirazın reddedilerek kesinleştiğini, davalının kurucu üyesi ve yönetim kurulu üyesi bulunduğu T. Tur A.Ş. adına müvekkilinden ve diğer ortaklardan devre mülk sistemiyle tatil sitesi yapmak vaadiyle para alınmasına rağmen bu şirketin hiçbir faaliyette bulunmadığı, bu suretle birçok şahsın ve müvekkilinin zarara uğratıldığını ve davalının suç işlediğini, bu konuda davalı hakkında müfettişlerce suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin tazminat hakkına dayarak davalı hakkında ilamsız takipte bulunduğunu, davalının takip konusu borçtan TTK. 309, 306 ve 340. maddeleri uyarınca sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan kanıtlara nazaran, davacının T. Tur A.Ş. ortağı olduğu, takibe konu borçla ilgisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Karar: Menfi tespit davası açan davacı, dava dışı anonim şirketin yönetim kurulu üyesi ve kurucu üyesi bulunmaktadır. TTK. 336. maddesi hükmüne göre ilk olarak şirket namına yapmış olduğu işlemden şahsen sorumlu tutulamaz ise de, bahsi geçen maddede gösterilen istisnai hallerde pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Olayda, kurulan A.Ş.'in kanunen gerekli defterlerinin bulunmadığı, organlarının seçimi ve diğer yönlerden lüzumlu işlemlerin yapılmamış olduğu ve devre mülk temini yönünden hiçbir faaliyette de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şirketin aleyhine icra takibi yapan davalı, şirket ile birlikte kendisini dolandırdıkları iddiası ile yönetim kurul üyesi davacı hakkında da icra takibi yapmıştır. Davalı alacaklı kurucu ve yönetici olan davacının şirket ile birlikte haksız fiil ika ettiği iddiasına dayanmaktadır. Bu durumda mahkemece, davalının şikayeti üzerine Ticaret Bakanlığı müfettişi tarafından düzenlenen fezleke ve buna ait evrak, bu tahkikat sonucu C. Savcılığınca bir inceleme yapılmış ise onunla ilgili belgeler, şirketin kuruluşundan sonraki faaliyeti ve durumu davalının haksız fiil iddiası ile ilgili olarak göstereceği deliller gözönünde tutularak kurucu üye ve yönetim kurulu üyesi olan davacının, kişilerden para toplanması ve karşılığında hiçbir işlem yapılmaması şeklindeki davranışının bir haksız fiil ve aldatmaca teşkil edip etmediği saptanarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken şekle bağlı bir görüş ile menfi tespit davasının kabul edilmesi doğru bulunmadığından hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (...) 18.5.1989 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy