(2004 S. K. m. 72)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait evi, aylığı 100.000 liradan bir yıllığına kiraladığını ve kiraya karşılık olmak üzere davalıya 100.000'er liralık 12 adet bono verdiğini, ancak davacının 3 ay oturduktan sonra evi tahliye ederek anahtarını davalıya verdiğini, davalının ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin anahtarı almasına rağmen elinde karşılıksız kalan 9 adet bono ve nakden ödenen 100.000 liralık depozitoyu ihtara rağmen iade etmediğini ileri sürerek, toplam 900.000 lira bedelli bonoların iptaline ve 100.000 lira tutarındaki depozitonun yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı ve arkadaşlarının eve 100.000 liranın çok üstünde hasar verdiklerini, hasarı 2 ay içinde giderdiğini, evin hala kiraya verilmediğini, bonoları başkasına ciro etmesi nedeniyle kendisine karşı bu hususta dava açılamayacağını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere göre, davacının savunmasında ileri sürdüğü hususlarda açtığı bir dava bulunmadığı, taraflar arasındaki kira ilişkisinin sona ermesi nedeniyle bonoların karşılıksız kaldığı, davalının gerek ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin anahtarı teslim alması gerekse de 6570 sayılı yasada öngörülen sürede depozitoyu alıkoyduğuna dair ihtarnameyi davacıya bildirmemesi nedeniyle depozito parasını da iade etmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulüyle dava konusu bonolar nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve 100.000 lira depozito parasının dava tarihinden itibaren % 30 yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Davacı tarafın kira dönemi bitmeden ve kendi arzusu ile taşınmazı tahliye ettiği anlaşılmaktadır. Akde riayetsizlik sebebiyle davalının bir zararı doğmuş ise, bu zararın ödenmesi gerekir. Davalı taraf binadaki hasar ve tahribat sebebiyle meydana gelen zararını ispat etmemiş ve teminat olarak verilen 100.000 lira yönünden temyiz itirazı da ileri sürmemiştir. Bu sebeple sadece erken tahliye sebebiyle davalının zararı olup olmadığı hususunun incelenmesi icap eder. Bonoların başka kişilere ciro edilmiş olması davalı aleyhine açılmış olan işbu davaya menfi tespit davası olarak bakılmasına mani olmaz. Mahkemece yapılacak iş; taşınmazın sözleşme süresi bitmeden tahliye edilmesi sebebiyle davalının taşınmazı başkalarına hangi tarihte ve kaç liraya kiraladığını tespit etmek, şayet kira dönemi içinde kiraya verememişse sebebini araştırmak ve davacıların tahliyesinden sonra binanın durumu yerel şartlar itibariyle ne kadar süre sonra kiraya verilebileceğini saptamak ve hasıl olacak sonuca göre davalıya verilmiş olan bonolardan hangilerinin ve ne kadarının zararına karşılık davalıya bırakılması gerektiğini ve ne kadarı için menfi tespit davasının kabul edilmesi gerektiğini saptamaktır. Eksik tahkikatla yazılı olduğu şekilde verilen kararın bozulması gerektir.
Sonuç: Yukarıda 1 Nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 Nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 07.05.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy