(818 S. K. m. 41, 44, 106)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 27.2.1989 tarih ve 1395-193 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasındaki akaryakıt istasyonunun işletilmesine ilişkin işletme sözleşmesinin 14.2.1984 tarihinde süresinin sona erdiğini, müvekkilinin sözleşmeyi yenilemeyeceğini ve akaryakıt istasyonunun teslimini istediği halde davalının 1.10.1984 tarihli tutanakla istasyonu teslim etmeyeceğinin belirlendiğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine Malatya Asliye 3. Hukuk Mahkemesinde açılan muarazanın ve müdahalenin önlenmesi davasının müvekkili lehine sonuçlanarak kesinleştiğini, kesinleşen bu kararın icra takibi sonucu 19.8.1987 tarihinde infaz edilerek müvekkilince teslim alındığını, davalının haksız davranışı sonucu akaryakıt istasyonunun 1.10.1984 tarihinden 19.8.1987 tarihine kadar teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin işletme hakkı karşılığının alınamadığını ve ayrıca akaryakıt satamamadan dolayı kar kaybına uğradığını iddia ederek, işletme hakkı karşılığı 2.833.552 TL. ile akaryakıt satamamaktan dolayı 24.133.532 TL'si ve madeni yağ satışı yapılamamasından dolayı da 11.720.000 TL'si olmak üzere toplam 38.687.084 TL. zararın fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin kira akdi niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin ısrarına rağmen davacının akaryakıt vermediğini ve akaryakıt satışına müsaade etmediğini, henüz tahliye kararı verilmemiş ve kararın kesinleşmemiş olduğu dönemde davacının akaryakıt ve madeni yağ tahsisini keserek iyi niyet kurallarına aykırı davrandığını, bu sebeple zararın doğmasına ve artmasına davacının sebep olduğunu, davacının BK.nun 41 ve 44. maddeleri uyarınca tazminat isteme hakkının bulunmadığını, davacının sözleşmeyi tek taraflı ve keyfi bir tutumla sona erdirerek akaryakıt tahsisini durdurmasında kusurlu olduğunu, olayda asıl zarara uğrayanın müvekkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, bilirkişi kurulu raporuna ve toplanan kanıtlara nazaran taraflar arasındaki Malatya Asliye 3. Hukuk Mahkemesinde yürütülüp sonuçlanan ve Yargıtay'dan geçerek kesinleşen dava dosyası içeriğine göre, davacının olayda müterafik kusurunun bulunmadığı, feshe rağmen akaryakıt istasyonunu teslimde direnen davalının kusurlu olduğunun belirlendiği, davacının BK.nun 106. maddesi uyarınca müspet zararlarını isteyebileceği gerekçesiyle 38.685.842 TL'nin dava tarihinden itibaren % 45 oranındaki reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki akaryakıt istasyonu işletilmesine ilişkin karşılıklı taahhütleri içeren 21.8.1979 tarihli sözleşmede davacıya sözleşme süresi sonunda akdi tek taraflı olarak feshetme hakkı tanındığından, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere bu sözleşme davacı yanca feshedilmiştir. Davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshinden sonra davalı yedinde bulunan akaryakıt istasyonunu teslim etmesi istenmesine rağmen davalı 1.10.1984 tarihinden kesinleşen mahkeme ilamının infaz tarihi olan 19.8.1987 tarihine kadar dava konusu akaryakıt istasyonunu teslimden imtina etmiş, haksız olarak akaryakıt istasyonunu işgal etmiştir. Bu hususlar taraflar arasındaki yasal yollardan geçerek kesinleşen Malatya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi kararı ile belirlenmiş olup uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı, bu davada, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra akaryakıt istasyonunun davalı yanca işgal edildiği 1.10.1984 tarihi ile 19.8.1987 tarihi arasındaki sürede, işletme hakkı karşılığından (kira bedeli) ve bu yerde akaryakıt satamamasından dolayı uğradığını iddia ettiği kazanç (kar) kaybından doğan zararların tazminini istemiştir. Taraflar arasındaki sözleşme feshedilmiş olduğundan davacı artık feshedilen bu sözleşme hükümlerinin ihlalinden söz edemeyeceğine göre, akaryakıt istasyonu işletilmesine ilişkin sözleşme hükümlerine dayanamaz ve bu sözleşme hükümleri ihlal edilmiş gibi zarar hesabı yapılamaz. Ancak bu sözleşmeye delil olarak dayanılabilir. Davacı talebi, davalının haksız eylemi nedeniyle tazminat istemi niteliğindedir.
MK. nun 6. maddesi uyarınca öncelikle davacının, davalının haksız eylemi nedeniyle uğradığı veya elde etmesi gerekirken elde edemediği zarar miktarını kanıtlaması gerekmektedir ve bu yöndeki iddianın ispatı davacıya düşer.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişiler raporunda sadece taraflar arasındaki feshedilen sözleşme hükümleri esas alınarak, bu sözleşme davalı yanca ihlal edilmiş gibi zarar hesaplaması yapılmıştır.
Davacının işletme karşılığı zararı olarak feshedilen sözleşmedeki aylık kira bedeli esas alınarak; davacının istemi de bu yönde bulunduğundan bu konudaki zarar miktarı 2.833.552 TL'si olarak hesaplanmıştır. Bu husustaki zarar miktarı yönünden davalının temyiz itirazları yerinde değilse de, akaryakıt ve madeni yağ satamamaktan doğduğu iddia olunan zarar yönünden sadece fesh olunan sözleşmedeki hükümler esas alınmak suretiyle zarar hesaplaması yapılması doğru ve yeterli görülmemiştir. Bu yöndeki zarar iddiasının davacı yanca kanıtlanması gerekmektedir.
Bu nedenle mahkemece, her iki tarafın ticari defterleri istenilip incelenmek, akaryakıt ve madeni yağ satamamaktan uğranılan zarar miktarı yönünden davacıdan varsa diğer delilleri de istenilip ibraz ettirilmek, bu konudaki davalı savunması üzerinde de durulup davalı savunması değerlendirilmek ve gerekirse yeniden bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken noksan tahkikatla yazılı şekilde kabule karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün dayalı yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy