(743 S. K. m. 766, 770, 790) (2004 S. K. m. 45, 67, 150)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Nizip Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.10.1988 tarih ve 550-350 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili banka ile davalılar arasında akdolunan kredi açma sözleşmeleri uyarınca kredi kullandırıldığını, (35.000.000. TL) kredi alacağı ve (18.005.858. TL) birikmiş faiz olmak üzere (53.005.858, TL) alacağın takip tarihinden icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve %15 inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece davalıların takip konusu asıl alacak tutarı (35.000.000.,TL) nın (20.000.000, TL) sının ödendiğini ve istenilen birikmiş faiz tutarı (18.005.858. TL) nın gerçekte (9.671.875, TL) olması gerektiğini ve (8.333.983, TL) fazla faiz istenildiğini ileri sürerek toplam takip miktarı (53.005.858,TL) nın (28.333.983) liralık kısmına itiraz ettikleri; davacı bankanın ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda bankanın takip tarihi itibariyle (53.005.858) lirayı talepte haklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalıların itirazlarının iptaline ve kısmi itiraz konusu (28.333.983) liranın %15 i nispetinde inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davalılar ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip edilmiş olup ayrı ayrı malik bulundukları taşınmazlar üzerinde davalı Saffet tarafından (20.050.000. TL) limitli, davalı Emin tarafından (31.222.500. TL) limitli ve davalı Nesrin tarafından (10.138.500. TL) limitli üst sınır ipotekleri davacı yararına tesis edilmiştir. Burada davalıların ayrı ayrı malik bulundukları taşınmaz mallar MK'nun 770. maddesinin ikinci cümlesinin öngörüldüğü veçhile davacı alacağının belirli bir kısmı için ipotekle takyit edilmiş olup bu taşınmazlar anılan maddenin 2. cümlesinde öngörülen tarzda her biri alacağın tamamına teminat oluşturacak şekilde (müşterek rehin şeklinde) rehin edilmişlerdir.
Öte yandan üst sınır ipoteğinde rehinli, taşınmazın üzerindeki rehin yükü MK'nun 790/b.2/3 maddesinde gösterilen fer'i alacaklar da dahil olmak üzere MK'nun 766/f.II maddesi uyarınca tapu kütüğüne tescil olunan azami alacak miktarını aşamaz. Keza ipotek hakkı ipotek verenlere rehinli mallarının borcun ödenmesi için paraya çevrilmesine katlanmak yükümü dışında bir külfet yüklemediğinden davalıların ipotek limitleri dışında takip tarihinden sonrası için de temerrüt faiziyle sorumlu tutulması mümkün değildir.
Ancak davalıların ödeme emrine haksız itiraz ettikleri itirazın iptali davasının aleyhlerine sonuçlanmasıyla sabit olduğunda İİK'nun 150-a maddesinin yollanmasıyla İİK'nun 67/f.II maddesi uyarınca inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmeleri gerekecektir.
Diğer taraftan davalı Saffet ile davacı banka arasında akdolunan kredi sözleşmelerini davalı Emin müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığından davacı bankanın kredi ve kefalet sözleşmelerine dayanarak ve İİK'nun 45/f.I,C:1 maddesi hükmü uyarınca rehin tutarlarını aşan alacağı için bu iki davalıya ayrıca haciz (veya şartları varsa iflâs) yoluyla takip etmek hakkı saklı olup ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibine ilişkin itirazın iptali davasında bu konuların tartışılmasına mahal yoktur.
Şu hale göre yukarda açıklanan maddi ve hukuki nedenler göz önünde bulundurulmak suretiyle davacı bankanın ticari defter ve belgeleri uzman bir bilirkişi marifetiyle incelenerek kredi hesabının zaman içerisindeki işleyişini ayrıntılı olarak gösteren ve Yargıtay denetimine olanak veren bir rapor alınmak, davalıların yek diğerinden bağımsız olarak ipotek ettikleri taşınmazları üzerindeki rehin miktarlarını aşmamak kaydıyla aynı mesuliyet tutarları saptanmak ve her bir davalının itirazının bu tutarlar üzerinden iptali ile yine bu tutarlar üzerinden haklarında inkar tazminatı takdiri cihetine gidilmek lazım gelirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy