(1086 S. K. m. 286) (6762 S. K. m. 688, 691)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 10.4.1990 gününde davalı asil H.A. gelip avukatı vefat ettiğinden dolayı ve davacı avukatı ve tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı asil dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin borçlusu, davalının alacaklısı göründüğü 1.10.1984 tanzim tarihli 870.625 lira bedelli 9 adet bonolar ile 1.108.900 lira bedelli iki adet bono ki toplam 11 adet 10.053.425 liralık bonolardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını iddia ederek bu bonolar nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve bonoların iptaline, kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bonolardaki imzanın davacı eli mahsulü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, Adli Tıp Kurumu raporuna ve toplanan kanıtlara nazaran dava konusu bonolardaki imzaların davacı eli mahsulü olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora dayanılarak dava konusu bonolardaki borçlu imzalarının davacı eli mahsulü olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki başka bonolar nedeniyle açılan ve kesinleşen diğer davalarda da Adli Tıp Kurumundan alınan raporlarda o davalara konu bonolardaki imzaların davacı eli mahsulü olduğu şeklinde rapor verilmiş olup, başka bilirkişilerden alınan raporlarda ise aksine kanaat bildirilmiş olduğu görülmüştür. Esasen mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporundaki inceleme, davacı emsal imzaları olan fotokopi belgeleri üzerinde yapılmış olup, yeterli emsal imzalara da dayanmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, taraflardan imza incelemesi yapılmasına yeterli emsal imzalar bulunan belgeler istenilerek, bu belgelerin asılları üzerinde Tekrar üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak, 2 defa alınacak rapor ile ilk rapor arasında çelişki olduğu takdirde yeniden başka bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 10.04.1990 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy