(818 S. K. m. 41, 100, 105) (6762 S. K. m. 947)
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi`nce verilen 1.3.1988 tarih ve 883-160 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin, yabancı bandıralı bir gemiyi fiilen deniz ticaretinde kullanan ve gemi işletme müteahhidi durumunda olan davalı ... Denizcilik A.Ş. ile yaptığı sözleşme uyarınca mezkûr gemide yağcı olarak çalıştığını, adı geçen şirketin yetkilileri olan diğer davalıların yönetiminde İzmir Limanında yapılan yükleme sırasında gerçek kişi davalıların kusurlu talimatları ve geminin eskiliği nedeniyle geminin battığını, davacının gemide bulunan eşyalarının ve resmi belgelerinin batma sonucu kaybolduğunu, kaybolan eşyaların değerinin 306.000 TL. olduğunu, kaybolan pasaport, hüviyet cüzdanı vs. belgelerin yenilerinin çıkartılabilmesi için en az üç ay gerekeceği ve davacının bu zaman zarfında 250.000 TL. kazanç kaybına uğrayacağını ileri sürerek zayi olan hatıra eşyaları nedeniyle 50.000 TL. manevi tazminat ile birlikte toplam 606.000 TL. tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, daha sonra davalı M. hakkındaki davasını müracaata bırakmıştır.
Davalı ... Denizcilik A.Ş. Vekili cevabında, müvekkilinin donatan veya gemi işletme müteahhidi olmayıp gemi kaptanının verdiği vekaletname uyarınca liman ve gümrük idareleri nezdinde bazı formaliteleri yerine getirdiğini, gemi donatanının İngiltere`de mukim dava dışı bir firma olduğunu, geminin batmasından doğan zarardan acentenin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı A. vekili, aynı nedenlere dayanarak müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirketin batan geminin donatanı veya gemi işletme müteahhidi değil acentesi olduğu, diğer davalıların ise kaptanın yardımcı kişileri olarak faaliyette bulundukları gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı gemi adamının davalılardan ... Denizcilik A.Ş. tarafın işe alındığı dosya içeriği belgelerle sabit olup anılan davalı iş akdini donatanı olduğunu savunduğu yabancı firmayı temsilen yaptığını kanıtlayamamıştır. Davalı şirket İzmir 4. Noterliğince onaylı 31.7.1986 tarihli bir vekaletname ibraz ederek vekil sıfatını ispata çalışmış ise de geminin eski kaptanınca verilen bu vekaletname davalı şirkete liman ve gümrük hizmetleri ve benzeri işler için sınırlı bir temsil yetkisi vermekte, davalı şirkete donatanın vekili veya acentesi sıfatını bahşetmemektedir. Şu halde davalı şirketin en azından işveren sıfatıyla ve işyeri olan geminin batmasından dolayı davacı gemi adamının uğradığı zararlardan dolayı pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatı) olduğunun kabulü icap eder. Gerçek kişi davalıların ... Denizcilik A.Ş. adına geminin yüklenmesine nezaret eden ve kusurlu talimatlarıyla geminin alabora olmasına sebebiyet veren yardımcı şahıslar oldukları iddia edildiğine göre davalı şirket ile diğer davalılar arasında böyle bir ilişkinin ispatı halinde davalı şirketin BK.`nun 100. maddesinde öngörülen sorumluluğunun kabulü lazım gelecektir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durularak hasıl olacak sonuç dairesinde bir hüküm tesisi icap ederken aksine düşüncelerle davalı şirketin acente olduğundan ve kendisine husumet düşmeyeceğinden bahisle anılan şirkete yönelik davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan ... Denizcilik A.Ş. dışında kalan davalıların geminin yüklenmesini bizzat yönetim kusurlu davranışlarıyla geminin batmasına sebebiyet verdikleri iddia edildiğine göre gerçek kişi davalıların geminin batışında kusurlu olup olmadıkları hususunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak BK.`nun 41. vd. maddelerine göre haksız fiilden dolayı sorumlu olup olmadıkları belirlenmek icap ederken yazılı olduğu şekilde bunların kaptanın yardımcı kişileri olduğundan ve kendi fiillerinden sorumlu tutulamayacağından söz edilerek haklarındaki davanın reddedilmesi keza bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının haklı bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy