(67962 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Adana Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 24.5.1989 tarih ve 628-452 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin çiğit kabuğu satışından dolayı davalıdan alacaklı bulunduğunu, ihtara rağmen ödenmediğini öne sürerek, (1.042.656) liranın temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan bir mal teslim almadığını, davacı ile yapılan fason çalışma hesaplarının kapandığını, istemin zamanaşımına uğradığını, faturanın da tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine ve tanık beyanlarına dayanılıp dava kabul edilmiş, davalının temyizi üzerine Dairece onanmış, karar düzeltme istemi sonucunda bu defa Dairemizin 15.5.1987 tarih 1987/1966-2958 sayılı kararı ile taraflar arasındaki akti ilişki ve mal tesliminin mahalli örf ve adete göre yazılı belgeye bağlanıp bağlanmadığı üzerinde durulmak ve şayet bağlanmadığı sonucuna varılır ise ancak o zaman mevcut tanık ifadeleri değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerektiğinden bahisle bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak alınan 13.4.1988 tarihli bilirkişi raporuna göre bölgedeki örf, adet ve ticari teamüle nazaran iki tacir veya fabrika arasında devamlı bir alış veriş ilişkisinin olması halinde her malın sevkiyatında malın teslimi hususunda yazılı bir belge düzenlenmesinin teamülden olmadığı gibi, faturaya da davalı tarafından itiraz edilmemesinin malın teslim alındığına delil teşkil ettiğini, öte yandan davalı şirket tarafından davacı müesseseye gönderilen 3.7.1975 tarih 628 sayılı yazıdan da davalının davacıdan aldığı kabuk bedelleri tutarının birikmiş teminatından mahsup edilmesini talep etmesinin de iddiayı doğruladığı, tüm bu nedenlerle davanın sabit olduğu sonucuna varılarak (1.042.656) liranın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Ticari ilişki ve akitlerin taraflar arasındaki mevcudiyeti yazılı delille ispat edilmek gerekir. Ancak TTK'nun 2/2 maddesi hükmünce bir bölgede veya bir ticaret şubesinde akitlerin şifahen yapılabileceği yolunda ticari örf ve adet mevcut ise, aktin mevcudiyeti belgeler başka delillerle de ispat edilebilir. Dairemizin bozma kararında tarafların bulunduğu bölge itibariyle çiğit kabuğu alım satımlarında şifahi akit yapılmasına ve mal tesliminin ispatına ilişkin olarak belge aranmaksızın diğer şekillerle ispata imkan veren yerleşmiş bir teamül ve örf-adet bulunup bulunmadığının saptanması gerekir. Mahkemece, ticaret odasına iki defa yazılan tezkerelere verilen cevaplar bozma kararına ve TTK 2. maddesine cevap veren nitelikte değildir. Bu sebeple Mahkemece işin hukuki niteliği izah edilerek mahalli ticaret odasına yeniden tezkere yazılmak, ilgili odanın evvelki cevabı yazıları da eklenmek ve yerleşmiş bir teamül ve örf, adet bulunup bulunmadığı sorulmak ve alınacak cevaba göre bozma kararında belirtildiği üzere gerekirse bilirkişi mütalaasına başvurulmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken ticaret odasından yeterli bir cevap alınmadan bilirkişi incelemesine gidilmesi yetersiz inceleme ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, 12.02.1991 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy