(818 S. K. m. 173, 174)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Edirne Asliye 1. Hukuk Mahkemesince verilen 24.10.1989 tarih ve 268342 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı:
Davacı vekili; müvekkilinin, dava dışı Hayim Kanitler Koll. Şti'nden alacaklı olduğunu, bilahare borçlu şirket ile davacılar arasındaki 25.7.1986 tarihli sözleşme ile davalıların borcu ödemeyi taahhüt ettiklerini, buna rağmen ödememeleri üzerine (5.133.000) TL. alacağın tahsili için giriştikleri icra takibine davalıların itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ve alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının sözünü ettiği protokolün, karşılıklı taahhütleri havi bir akit olduğunu, borçlu Hayim Kanitler Koll. Şti.'nin kendi edimlerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı 25.7.1986 tarihli sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri olduğu borçlu şirketin edimlerini yerine getirdiğine dair delil ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, dava dışı Hayim Kanitler Koll. Şti.'nden alacaklı bulunmaktadır. Borçlu Kollektif şirket ile davalı şirketler arasında yapılan 25.7.1986 tarihli (Borçları Tekeffül ve Kefalet Taahhütnamesi) isimli sözleşme ile dava dışı borçlu şirketin davacıya olan (5.133.000) liralık borcu davalı şirketlere nakledilmiş ve bu sözleşmeden davacı alacaklı haberdar edilmiş, onun borcun nakline muvafakat etmesi sonucu dava dışı şirket, davacıya olan borcundan kurtulmuştur. (B.K. 173/1, 174). Artık borcun nakli müteahhidi olan davalılar, davacının alacağını ödemek durumundadırlar. Esasen sözleşmede bu borcun gayrikabili rücu olarak nakledildiği açıklanmıştır. Davalılar ile dava dışı borçlu şirket arasındaki sözleşmede karşılıklı taahhütler mevcut ise de, dava dışı şirketin taahhütlerini tamamen yerine getirmemiş olması sözleşmenin tarafı olan kişileri ilgilendirir, bu husus alacaklı davacıya karşı dermeyan edilemez.
Bu durumda, davalıların davacıya karşı sorumlu olduğu kabul edilerek gerekli inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi lazım gelirken reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy