(6762 S. K. m. 692)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı ve davalı F. tarafından istenmiş olmakla işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı İ'nin keşide ettiği (20.000.000) liralık çekin davalı F. tarafından müvekkiline ciro ve teslim edildiğini, müvekkilinin çeki muhatap davalı bankaya ibraz ettirdiğinde karşılığı olmadığının bildirildiğini, bu durumda bankaca yasal gereği yapılması gerekirken davalı İ.'nin telefonla bankaya çağrıldığını, bankaya gelen davalı İ.'nin banka memurunun elinden çeki kaparak kaçtığını ve imha ettiğini, böylelikle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek 20.000.000 liranın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İ. vekili, avukat olan müvekkilinin büro giderlerini karşılamak üzere bıraktığı mavi çeklerden birinin kaybolduğunu, müvekkilinin bir süre vekilliğini yaptığı davalı F.'nin büroya sık sık uğradığını, çekin onun tarafından bürodan alındığını, aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, bankanın haberdar etmesi üzerine çekin 20.000.000.- lira olarak doldurulduğunu öğrendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Bankası A.Ş. vekili, çekin davacı tarafından ibrazında karşılığının bulunmaması üzerine davacının da rızası ile keşideci davalı İ.'nin arandığını, bankaya gelen İ.'nin çeki, memurun elinden alarak kaçtığını, bilahare çekin ödenmesini men ettiğini, müvekkili bankanın davranışının yasaya uygun olduğunu, kaldı ki davacının çeki bankaya ciro dahi etmediğini, dolayısıyla yasanın öngördüğü biçimde ibrazdan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı F. vekili, çekin müvekkilince çalındığı yolundaki iddianın doğru olmadığını, davalı İ'ye verilen borç karşılığı düzenlenen çekin müvekkilince davacıya ciro edildiğini, davacının zararı ile müvekkilinin cirosu arasında bir nedensellik bağı bulunmadığını savunarak hakkındaki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre aynı çek karnesi ile küçük meblağlı çekler keşide eden davalı İ.'nin birdenbire 20.000.000,- liralık çek keşide etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, çekin elde ediliş şeklini tutarlı bir şekilde açıklayamayan davalı F.'nin hileli bir şekilde çeki davalı İ.'nin bürosundan ele geçirdiği, davalı Fatma'nın temel borç ilişkisini kanıtlayamadığı, bu nedenle Fatma'nın çeki davacıya havale etmesinin geçerli olmadığı, davalı Fatma'nın 18.000.000,- lira karşılığında çeki davacıya ciro ettiği gerekçesiyle davalılar İ. ve ... Bankası A.Ş. hakkındaki davanın reddine 18.000.000.- liranın dava tarihinden itibaren % 30 faiziyle birlikte davalı Fatma'dan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı F. temyiz etmişlerdir.
1 - Dava konusu çekin, davalı İ. tarafından keşide edildiği, davalı F.'nin lehdarı olduğu çeki davacı K.'ye ciro ettiği, davacı K.'nin ibraz süresi içinde muhatap davalı bankaya giderek çekin bedelinin ödenmesini istediği, bankanın hesabının müsait olmadığını, yani karşılıksız olduğunu davacıya bildirdiği hususları ile, keşideci İ.'nin bankaya gelerek çek yaprağını banka memurunun elinden alarak kaçtığı ve bilahare yırttığı hususu ihtilafsızdır.
Her ne kadar davacı K.'nin, çekin arkasında tahsil amacıyla atılmış bir ciro imzası yok ise de adı geçen çek hamilinin bankaya bu amaçla gittiği ve banka memuruna çeki gösterdiği, dolayısıyla amacının çeki ibraz etmek olduğu açıktır. Ancak keşidecinin çeki banka memurunun elinden kaparak kaçması şeklindeki hukuka aykırı eylemi nedeniyle çekin arkasına tahsil için ciro imzası atılamamış ve karşılıksız olduğuna dair şerh yazılamamıştır. Bu nedenle çek hamili davacının, kendisinin dışında cereyan eden hukuka aykırı eylem nedeniyle yapamadığı ciro işleminden dolayı hamil aleyhine bir sonuç çıkarılamaz. Dolayısıyla çekin, yasaya uygun olarak muhatap bankaya ibraz edildiğinin kabulü ve bunun sonucu olarak olaya kambiyo hukuku hükümlerinin uygulanması gereklidir.
Bu kabul karşısında, çekin niteliği itibariyle muhatap davalı banka, garanti ettiği limitle sorumlu olduğundan ibraz tarihinde bankanın sorumlu bulunduğu limit belirlenerek bu meblağın davalı bankadan tahsiline karar verilmesi gerekirken davalı banka hakkındaki davanın hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddi doğru değildir. Diğer yandan, olayın tamamen keşidecinin hukuka aykırı işleminden doğmuş olmasına göre davalı bankanın, çek bedelinin tümünden sorumlu tutulması yolundaki iddia ise yerinde değildir.
2 - Yukarıda açıklandığı üzere davacının alacağı, kambiyo hukukuna dayalıdır. Ancak çek keşidecisi İ., dava konusu çekin diğer davalı F. tarafından bürosundan çalındığını iddia etmiş ve mahkeme bir takım gerekçelerle bu iddiayı kabul etmiş ise de, lehdar F. hakkında hırsızlık suçundan açılmış Kadıköy 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1990/502 esas sayılı davası devam ettiğine göre bu ceza davası henüz sonuçlanmadan böyle bir kabule varılması doğru değildir. Esasen, mahkemenin kararında belirtilen gerekçeler de lehdar F.'nin hırsızlık suretiyle çeki ele geçirdiğine delalet edici nitelikte sayılamaz. Öte yandan keşideci İ.'nin şikayeti üzerine hırsızlık suretiyle ele geçirilen çekin bedelini sahtecilik yaparak tahsil etmeye çalışmaktan dolayı davalı F. ve davacı K. hakkında Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan 1989/150 esas sayılı ceza davası da devam etmektedir. Bu hale göre davalı İ.'nin, dava konusu çekin hırsızlık suretiyle bürosundan çalındığı yolundaki iddiası yönünden bu ceza davalarının sonucu beklenmeli ve bu arada keşideci İ.'nin delil listesinde sözünü ettiği Kadıköy Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1988/814 esas sayılı çek iptali dava dosyası celbedilerek incelenmeli, ondan sonra delillerin tümü değerlendirilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.
3 - Kabul şekline göre çek lehdarı davalı F., çeki ciro etmekle hamil davacı K.'ye karşı çek miktarı kadar borçlu duruma geldiğinden 20.000.000,- liranın davalı F.'den tahsiline karar verilmek gerekirken adı geçenin 18.000.000 lira ile sorumlu tutulması da doğru değildir.
4 - Yukarıda bozma nedenlerine göre davalı F.'nin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2) ve (3) no.lu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davacı K. yararına BOZULMASINA, 19.12.1991 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy