(6762 S. K m. 1210, 1394)
Dava: ... Deniz Nakliyat A.Ş. ile ... Sigorta A.Ş. arasındaki davadan dolayı İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.4.1989 gün ve 104- 368 sayılı hükmü bozan Dairenin 14.11.1989 gün ve 6020-6250 sayılı ilamı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmiştir. Bu kerre ikmalen gelmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerine ait davalıya sigortalı geminin Yugoslavya'ya giderken makine arızası nedeniyle hareketsiz kaldığını bu nedenle römorkör tarafından Spilit Limanı Brodement tersanesine çekildiğini ve geçici onarımı müteakip İstanbul limanına geldiğini ve burada tamir gördüğünü bundan dolayı sarf edilen müşterek ve hususi avarya niteliğindeki masraflar tutarından 158.984.932 liranın davalı sigorta tarafından ödenmesi gerekirken ödenmediğini ileri sürerek bu alacağı işlemiş 19.793.624 liranın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gemi krankındaki arızanın taşlanmak suretiyle giderilmesi gerekirken, komple değiştirildiğini savunarak davanın 55.408.056 liralık bölümünü kabul etmiş, fazla istemin reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair tesis edilen karar Dairemizce temerrüt faizi yönünden davalı yararına bozulması üzerine davalı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1 - Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere ve davacıya ait geminin krankmilinin değiştirilmesi gerektiği geminin klas müessesesince gerekli görüldüğü gibi, mahkemece uzman bilirkişilerden oluşturulan bilirkişilerce düzenlenen 25.1.1988 tarihli raporda da aynı sonuca varılmış bulunulmasına göre, davalı sigorta vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme istemi yerinde görülmemiştir.
2 - Ancak, davacının davasına dayanak yaptığı (Müşterek Avarya ve Hususi Avarya Dispeçi) başlıklı rapor, Dairemizin onama kararında değinildiği gerçek anlamda bir dispeç raporu olmayıp, bir zarar tespit raporu niteliğindedir. Ve davalı sigorta şirketi baştan beri bu raporda saptanan ve krankmili değiştirilmesi dışındaki masraflara ilişkin tazminat miktarına da itiraz etmiş bulunmaktadır. Yine davalı sigorta vekili anılan rapora karşı bu davada da itirazda bulunduğu gibi bu raporun dayanağı olan belgelerin bir bölümüne de 18.5.1987 ve 27.3.1987 günlü dilekçelerinde ve itirazda bulunmuştur.
Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında ise, tazminat miktarı bakımından sadece dispeç raporuna yollama yapılarak ve o rapordaki tazminat kalemleri aynen rapora aktarılarak, sadece bu rakamların kadri marufunda olduğu açıklaması ile yetinilmiş bulunulmaktadır. Bu durum karşısında ve bilirkişiler onarım dışındaki sair masraflar yönünden uzman olmadıklarından davalının raporlardan önceki ve sonraki bu konuya ilişkin itirazları gereğince değerlendirilmeden sair masraflar yönünden da davanın aynen kabulü isabetli görülmemiştir.
Davalı sigorta vekilinin davadaki bu yöne ilişkin savunması iki noktadadır. Bunlardan ilki, 20.2.1989 günlü layihada açıklandığı üzere, krankmilinin daha ucuza ve taşlanarak onarılacağı kabul edildiği ve bütün masrafların İstanbul Limanında daha ucuz olacağı için Geminin Spilit'ten İstanbul'a nakil masraflarının sigorta şirketine ait olacağının kabul edildiği oysa, İstanbul'da bundan vazgeçilerek krankmilinin değiştirilmesi, yani daha pahalı onarım yoluna gidildiğinden artık Spilit-İstanbul nakil masraflarının sigorta şirketinden istenemeyeceğine ilişkindir. İkincisi ise, dispeç raporunda kabul edilen masrafların fahiş olduğu yönündedir. Gerçekten de yukarıda da değinildiği gibi, bilirkişi raporları bu masraf kalemleri açısından yetersiz bulunmaktadır.
Davalı vekili bu savunmaları yönünden davacının çektiği 7.5.1986 tarihli telekse delil olarak dayanmış ve o telekstde adı geçen E.M.'yü de tanık olarak dinletmiştir. Gerçekten de anılan teleksde krankmili değiştirilmesinden hiçbir şekilde bahsedilmeksizin ana makina arızasının İstanbul'da daha ucuza mal edilebileceği açıklanarak geminin İstanbul'a getirileceği teklif edilmiş ve teklif sigorta şirketince bu şekilde kabul edilmiştir. Esasen davalı sigorta şirketinin daha pahalı ve kendisi için daha risikolu yolu tercih etmesi hayatın olağan akışına da aykırı düşer. Nitekim, davalı tanıkları teleksde adı geçen E.M. ve Gemi kaptanı S.R.'un da yeminli anlatımları ile bu hususu doğrulamış bulunmaktadırlar.
Davacı vekili ise, bu savunmayı çürütecek herhangi bir delil göstermemiştir.
Bu durumda mahkemece, gemicilik ve gemi işletmeciliği sahasında uzman bilirkişiler aracılığı ile krankmilinin Spilit Limanında değiştirilmesi halinde diğer masrafların ne olabileceği araştırılarak bu miktara hükmedilmesi gerekir. Zira, sigortacının görevi sigortalının gerçekten hak ettiği onun gerçek zararını teşkil eden miktarı ödemekten ibarettir. Sigorta ettirenin onarımı dilediği şekilde ve dilediği yerde yapılmasından doğan masrafların tümünü karşılamak külfeti sigortacıya yükletilemez. O halde, bu hususlar dikkate alınarak kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekirken, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olması isabetli görülmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bendde gösterilen nedenlerle davalı vekilinin diğer itirazlarının REDDİNE, ancak 2 numaralı bendde gösterilen sebeplerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 14.11.1989 gün ve 1989/6020-6250 sayılı ilamına bu bozma bendinin de eklenilmesine, 15.06.1990 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalı sigorta şirketine sigortalı olan geminin 7.5.1986 tarihinde makinalarındaki arıza nedeniyle Sipilit limanına çekildiği, buradaki onarımın pahalı olması nedeniyle arızalı kısım devre dışı bırakılarak İstanbul'a geldiği, krank şaftının kaynakla tamirinin mümkün olmaması sebebiyle yenisiyle değiştirildiğini, geminin çekme, geçici tamir ile diğer arızalardaki hasarların sigorta poliçesi kapsamına dahil olduğu yolundaki mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazları Dairemizin 1989/6020-6250 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
Davalı vekilinin karar düzeltilmesi istemi üzerine Dairemiz sayın çoğunluğunca hükmün bozulmasına dayanak yapılan gerekçeye şu nedenlerle katılmıyorum.
Bozma kararında, geminin krankmilinin değiştirilmesinin, klas müessesesince ve uzman bilirkişilerce kabul edilmesi nedeniyle bu yöne ilişen karar düzeltme istemi yerinde görülmemekle beraber, aynı bilirkişiler kurulunun tazminat yönündeki görüşlerinin kabul edilmeyerek hükmün bu sebeplerle bozulması çelişki olduğu gibi yerinde de değildir.
Dairemiz onama ilamında, zararın ilk kez tesbitine ilişkin 27.10.1986 tarihli raporun, müşterek avarya dispeç raporu olmayıp, bir zarar tesbit bilirkişi raporu olduğu ve mahkemece tayin edilen Teknik Üniversite ve Hukuk Fakültesi Deniz Ticaret Hukuku öğretim üyesi ve sigorta danışmanı olan uzmanlarca bu raporların teyid edildiği vurgulanmış ve mahkemenin bu raporlara göre tesis ettiği hükme yönelen itirazlar reddedilmiştir. Gerçekten poliçeye ekli adjuster tayin kilosu ile sigortalı önceden sigortacıdan muvafakat almaksızın kendi insiyatifi ile adjuster tayin edecek ve hasarı tesbit ettirebilecektir. Bu nedenle hasarın tayin ve saptanmasına müncer olan 27.10.1986 tarihli detaylı raporun sonradan tayin edilen bilirkişilerce bilimsel verilere dayanılarak teyid edilmesi, kadri marufunda görülmesi ve buna dayanılarak hüküm kurulmasında yasaya aykırı bir cihet olmadığı gibi hakimin bunlara itibar ederek HUMK.nun 77. maddesine göre sonuca gitmesinde yasaya ve olay mühletine aykırı bir yanı da yoktur.
Öte yandan dosyada bulunan 26.5.1986 tarihli telex saptı ve tanık anlatımları karşısında sigorta ettirenin geminin İstanbul'a getirilmesine yönelik teklifte krank şaftının kaynakla onarılması hususunda herhangi bir mutabakata rastlanmamıştır.
Sigortalının beklentisi hasarın giderilmesidir. Hasarın ucuz veya pahalı giderilmesi, döviz tasarrufu gibi düşünceler sigortacıyı ilgilendiren hususlardandır. Sigortalı onarımın nitelik ve niceliği konusunda sigortacıya herhangi bir teklif ve kendini bağlayan bir beyanda bulunmuş değildir. Gemi Sipilit'den İstanbul'a getirilmesinde eğer ucuz bir teminat söz konusu olacaksa buna sadece sigortacının yararı bahse konudur. Zararı tazminle sorumlu olan sigortacı kendi yararına olan bir girişimin maddi külfetine katlanmalıdır. Poliçe kapsamında olan bir arızanın onarılması cümlesine şaftın değiştirilmesi de dahildir. Sigortanın Sipilit'te krankı değiştirme gibi bir teklif yapıp da sigortalının bunu kabul etmeyerek İstanbul'a gelip buruda krank değiştirdiği yolunda bir iddia da ileri sürülüp kanıtlanmadığına göre davanın kabulü yolundaki kararını onayan Dairemizin ilamı herhangi bir hukuki hata ile malul sayılamaz.
Bu nedenlerde davalı vekilinin Dairemiz ilamına yönelik karar düzeltme nedenleri yerinde olmadığından reddedilmesi görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy