(2004 S. K. m. 729) (818 S. K. m. 177)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, (Hacıbektaş Asliye Hukuk Mahkemesi)nce verilen 12.3.1990 tarih ve 96-59 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla; dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı Şerafettin ve İsmet'ten dava dışı bu kişilerinde (43.500.000) lira bedelle davalıdan satın aldıklarını ve müvekkilinin dava dışı şahıslardan aldığı aracın borcuna mukabil dava dışı şahısların yine araç alımından kaynaklanan borçlarının bir bölümü karşılığında davalıya (14.500.000) liralık bonolar verdiğini ve daha sonra müvekkilinin dava dışı şahısların başka borçlarını ödeyerek (14.500.000) liralık senetlerin karşılıksız bırakıldığını, ayrıca davalının aracın resmi devirini dava dışı şahıslara yapmayarak aracı geri alması nedeniyle bu nedenle düzenlenmiş olan (14.500.000) liralık bonoların karşılıksız kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin (14.500.000) liralık bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; aracın devrinin üçüncü kişilere yapılmadığı iddiasını yerinde olmadığını, davalı ile dava dışı şahıslar arasında yapılmış araç satışının geçerli olduğunu ve dava dışı şahısların araçla ölümlü trafik kazası yaptıktan sonra aracı müvekkiline terk edip gittiklerini ve araç kaydının müvekkili üzerinde olması nedeniyle müvekkili aleyhine tazminata hükmedildiğini, davacının dava dışı Şerafettin isimli üçüncü şahsa olan borcu nedeniyle bu şahsın müvekkiline olan borcu karşılığı dava konusu senetleri verdiğini, davacının iddiasını üçüncü şahıs durumunda olan Şerafettin'in alım-satım akdini fesh etmesine dayandırdığını, oysa böyle bir durumun söz konusu olmadığını, şayet bir hakkı varsa davacının dava dışı Şerafettin isimli üçüncü şahsa olan borcu nedeniyle bu şahsın müvekkiline olan borcu karşılığı dava konusu senetleri verdiğini, davacının iddiasını üçüncü şahıs durumunda olan Şerafettin'in alım-satım akdini fesh etmesine dayandırdığını, oysa böyle bir durumun söz konusu olmadığını, şayet bir hakkı varsa davacının dava dışı şahsa yönelmesi gerektiğini, bonoların büyük bölümünün müvekkilince ciro edildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya ve toplanan delillere göre, dava konusu bonoların dava dışı şahıslara davalıdan satın alınan tırın satış tutarı karşılığında düzenlendiğini, sözkonusu tır davalı tarafından geri alındığına nazaran dava konusu bonoların da karşılıksız kaldığı, kaldı ki davacının dava dışı Şerafettin'den satın aldığı araç üzerindeki hacizleri kaldırmak amacıyla bu şahsın üçüncü şahıslara olan borcunu ödemesi nedeniyle bonoların dava dışı şahıs yönünden de karşılıksız kaldığı sonucuna varılarak davacının toplam 14.500.000.- lira bedelli bonolar nedeniyle davacıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu bonoların dava dışı Şerafettin'in araç alımından kaynaklanan borcuna karşılık verildiğini, yani davacının dava dışı borçlu Şerafettin'in davalıya olan borcunu üstlenerek dava konusu bonoları davalıya verdiği ihtilafsız bulunduğuna göre, uyuşmazlığın çözümünde borcun naklini düzenleyen BK.nun 173. ve devamı maddeleri hükümlerinin gözönünde bulundurulması gerekir. Başlangıçta bonoların karşılıklı ve davalı alacaklının da iyiniyetli bulunduğu ihtilafsız olduğuna göre uyuşmazlığın çözümü, borcun nakli müteahhidi olan davacının borcun naklinden sonra ortaya çıkan kendisi ile borçlu Şerafettin ve gerekse de davalı ile Şerafettin arasındaki şahsi def'ileri davalı alacaklıya karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında toplanmaktadır ki, BK.nun 177/2 ve 3. fıkraları gereğince davacı söz konusu şahsi def'ileri davalı alacaklıya karşı ileri sürme hakkını haiz değildir. O halde, mahkemece davacı tarafından açılan işbu menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekirken davacının kabulü doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.- lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.06.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy