(818 S. K. m. 81)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, Malatya Asliye 2. Hukuk mahkemesince verilen 6.12.1989 tarih ve 845-672 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: Davacı vekili taraflar arasında miras nedeniyle yapılan protokol uyarınca davalının açtığı tapu iptali davasından vazgeçmesi karşılığında müvekkilinin bir bono verdiğini, ancak davalının söz konusu davadan vazgeçmediği gibi bonoyu da icra takibine koyduğunu ileri sürerek icra takibi nedeniyle müvekkilinin 693.750 TL. borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı dava konusu bononun miras hissesi ile ilgili olarak verildiğini ödendiğinde açtığı davadan vazgeçeceğini ancak ödenmediğini belirtmiştir.
Mahkemece, bononun tarafların ortak miras bırakanından intikal eden hisse nedeniyle düzenlendiği, yapılan protokolde davadan vazgeçileceği belirtilmiş ise de davacı aleyhine bir dava açılmadığı gibi bono bedelinin de ödenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından etmiştir.
Davacı asil; 6.7.1989 tarihli oturumda davacının dayandığı 6.3.1985 tarihli protokolün doğru olduğunu ve dava konusu bonunun bu protokol uyarınca düzenlendiğini 28.11.1989 tarihli oturumda da borcunun hisse karşılığı verildiğini belirtmiştir. Mahkeme dahi bononun müşterek muristen intikal eden hisse nedeniyle ve protokol uyarınca düzenlendiğini kabul etmiş ancak davalının açtığı davada davacının taraf olmadığı bir diğer anlatımla davacı aleyhine dava açılmamış bulunduğundan bahisle davayı reddetmiştir. Oysa, geçerliliği taraflar arasında ihtilafsız olan 6.3.1985 tarihli protokolde belirtildiği üzere davalının açtığı tapu iptali ve tescil davasından feragat karşılığı olarak dava konusu bononun verilmiş olmasına ve davalı sözü edilen davadan feragat etmemiş bulunmasına göre protokol uyarınca üzerine düşen edimi yerine getirmeyen davalının elindeki dava konusu bono karşılıksız kalmıştır. Sözü edilen davada, davacının taraf olmamasına protokolün geçerliliğine etken olmadığı gibi davalının protokole göre üzerine edimi yerine getirilmemesine haklı kılmaz.
Bu durumda mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine 30.4.1991 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy