(3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Orhangazi Asliye Hukuk Ticaret Mahkemesince verilen 30.12.1992 tarih ve 136-462 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 25.1.1994 gününde davacı avukat Güner E. geldi davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukat dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete sigortalı bulunan müvekkiline ait fabrikanın yangın nedeniyle hasara uğradığını, mahkemece zarar tutarı (184.033.175)TL. olarak tespit edilmesine rağmen davalının (32.248.300)TL. ödeme teklifinde bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla (184.033.175)TL.nin olay tarihi olan 13.3.1991 tarihinden itibaren banka faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunda eksik sigorta bulunduğu da nazara alınarak davacıya ödenmesi gereken tutarın (32.249.800)TL. olduğunun anlaşıldığını, banka kanalıyla gönderilen bu paranın davacı tarafından alınmadığını, tarafların hasar miktarı hususunda anlaşamamaları nedeniyle zararın poliçe genel şartları uyarınca hakem bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin dava dilekçesinin tebliğinden önce hakemini seçerek davacıya bildirdiğini emtianın sigortalı olmadığını ve yangın tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini belirtmiştir, bilahare ise emtianın da sigortalı olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece, 3.hakem bilirkişi raporunun mahkemenin başka bir dosyası ile iptali üzerine tarafların mahkemece tayin edilen bilirkişilerce hazırlanan 10.12.1992 tarihli raporu kabul ettiklerini bildirmeleri nedeniyle yeniden hakem bilirkişi prosedürünün işletilmediği ve mahkeme bilirkişiler raporunun hakem bilirkişi raporu olarak benimsendiği, her ne kadar davacı taraf olay tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuş ise de bu talebin yerinde olmadığı zira poliçe genel şartlarının (h) maddesi gereğince alacağın hakem bilirkişi rapor tarihinde muaccel olacağı tarafların seçtikleri hakem bilirkişi heyeti rapor tarihinin 10.12.1992 olması nedeniyle bu tarihten itibaren reeskont faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle 10.12.1992 tarihli raporla belirlenen (112.074.329)TL.nin 10.12.1992 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasındaki akdi ilişkiyi düzenleyen poliçe genel şartlarının 18/2. maddesinde tarafların uyuşamaması halinde ziya ve hasarın miktarının hakem bilirkişiler vasıtasıyla tayin edilmesi ve 18/4 maddesiyle de bu halde alacağın hakem bilirkişi raporu ile muaccel olacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır. Dava konusu olayda başlangıçta davalının mamul hasarının teminat harici olduğunu savunması nedeniyle gerçekte hasarın mahkemece tayin edilmesi gerekmekte iken, bilahare davalının bu yöndeki savunmasından vazgeçmesinden sonra davacı da hakemini seçerek ziya ve hasarın hakem bilirkişiler vasıtasıyla tespitini istemesi nedeniyle taraflar arasında artık bu yönden poliçe genel şartlarının 18. maddesi hükümleri uygulanmak gerekmektedir. Davada tarafların seçtikleri hakemlerin anlaşamaması üzerine 3. hakem bilirkişi seçilmiş ve bu hakem bilirkişi 9.12.1991 tarihli raporuyla hasar tutarının (236.842.461)TL. olduğunu tespit etmiştir. Her ne kadar bilahare poliçe genel şartlarının 18/9. maddesi hükmüne dayanılarak bu hakem bilirkişi raporunun iptali için dava açılmış ise de, açılan davada mahkemece sadece miktar bakımından iptal kararı verilmiş, hakem bilirkişice belirlenen tazminatın (112.074.329)TL.yi aşan kısmı iptal edilmiştir. Raporun tamamen iptali söz konusu değildir. O halde poliçe genel şartlarının 18/4. maddesi uyarınca (112.074.329)TL .alacağın hakem bilirkişi rapor tarihi olan 9.12.1991 tarihinde muaccel olduğunun ve davalının temerrüdünün de bu tarihte başladığının kabulü gerekir. Bu itibarla her ne kadar faizin olay tarihinden başlatılması söz konusu olamaz ise de mahkemece alacağın 9.12.1991 tarihinde muaccel olduğu ve davalının temerrüdünün de bu tarihte başladığı, nazara alınarak alacağa anılan tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülmek gerekirken, bu husus nazara alınmadan alacağa 10.12.1992 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de; 3095 sayılı yasanın 2/3. maddesi uyarınca reeskont faizine hükmedildiği halde kararda oran veya varsa değişen oranlarının gösterilmemesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (750.000)lira duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.01.1994 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy