(6762 S.K. m. 1301) (1086 S.K. m. 368)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, (Milas Asliye Hukuk Mahkemesi)nce verilen 3.2.1992 tarih ve 613-106 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Ali'ye ait olup diğer davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortalı araçla müvekkili şirkete kasko poliçesiyle sigortalı aracın çarpışması sonucu hasar meydana geldiğini, trafik kaza raporunda davalıya ait aracın tam kusurlu olduğunu, bu hasar nedeniyle sigortalısına (825.880) TL. hasar tazminatının ödendiğini ileri sürerek sulhen anlaşma girişimlerinin sonuçsuz kalması nedeniyle anılan miktarın ödeme tarihi olan 18.12.1987 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi, davaya cevap vermeyip duruşmaya da katılmaz iken; diğer davalı cevabında, olayda kusurlu olmadığını, davacı sigortalısının tam kusurlu olması nedeniyle adına tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddiaya, savunmaya ve toplanan delillere göre, Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesi tespit dosyası içinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacı şirket sigortalısına 8/8 kusur izafe eden raporun tebliğ edildiği aracın bağlı bulunduğu şirketçe kusur dağılım oranlarına itiraz edilmesi ve kesinleşen bu kusur oranının halef durumundaki davacı sigorta şirketini bağlaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı tarafın mahkeme eliyle yaptırdığı tespit işlemi, davacı tarafın gıyabında yapılmış ve tespit raporu, davacının sigortalısı olan şirkete tebliğ edilmesine rağmen, bu şirket tarafından itiraza uğramamıştır. İtiraz etmeme hali, açık bir kabul anlamı taşımayacağından ve sigortalının halefi olan davacı şirket, açtığı bu davada kusura ve tespit raporuna itiraz etmiş bulunduğundan mahkemece, ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmek gerekirken, tespit bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.1.1994 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy