(6762 S. K. m. 1262, 1264, 1266, 1404, 1405, 1406) (7397 S. K. m. 28) (Tekne Poliçesi Genel Şartları (Gemi veya Diğer Deniz ve Göl Araçları İçin) C.7. Özel Şartlar)
Dava: .....Finansal Kiralama A.Ş. ile.....Sigorta A.Ş. arasındaki davadan dolayı, (İstanbul Beşinci Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 9.3.1994 gün ve 747-270 sayılı hükmü onayan Dairenin 10.11.1994 gün ve 94/4612-8381 sayılı ilamı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalı sigorta şirketine ettirilmiş olan müvekkiline ait TPAD adlı Gemide 14.6.1989 günü yangın çıktığını, bunun sonucunda (260.606) dolarlık zarar meydana geldiği halde davalı sigorta şirketince haksız olarak, bu zarar miktarında (75.000) Dolar tenzili suretiyle (185.606) Dolar sigorta tazminatı ödendiğini ileri sürerek TTK.nun 1404 ve 1406 maddelerine göre zarar, muafiyet limitini geçtiğinden ve ayrıca Türk Tekne Poliçesi Umumi Şartlarının 16. maddesine göre yangından doğan Hususi Avarya'da muafyetin uygulanamayacağını bu nedenle (75.000) ABD Doları'nın karşılığı (159.094.800) Liranın tahsili için icra takibi yaptıklarını davalının itiraz etmesi nedeniyle itirazın iptali ile % 40 icra inkan tazminatının verilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; TPAD isimli Gemi'nin 20002 nolu Tekne Sigorta Poliçesi ile Insutute Time Douses-Hulls şartları 1.10.1993 gereğince (75.000) Dolar tenzili muafiyetle (20.000.000) Dolar'a kadar müvekkili şirkete sigortalanmış olduğu 2915 sayılı Kanunla TTK.nun 1264. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle TTK.nun 1404, 1405 ve 1406. maddelerinin emredici hüküm olmaktan çıkarılması ile dünya tatbikatına uygun olarak taraflar arasında muafiyet oranının serbestçe belirlenmesi yanında entegre muafiyet veya tenzili muafiyet sistemlerinden birinin "serbestçe seçimine imkan sağlanmış olmakla Türk Tekne Poliçesi Genel Şartlarının 16. maddesi 1. bendi yerine poliçede mevcut tenzili muafiyete dair özel şartın öncelikle uygulayacağı için müvekkilinin sigorta tazminatından (75.000) Dolar tenzilinde haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalının temyizi üzerine karar, Dairemizce gerekçe ilavesi ile onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
M/T TPAD isimli tanker, 20002 numaralı Tekne Sigorta Poliçesiyle Insutute Time Douses-Hulls 1.10.1983 şartları gereğince 75.000 ABD Doları tenzili muafiyetle 20.000.000 ABD Doları'na kadar davacı.....Finansal Kiralama A.Ş. adına davalı.....Sigorta şirketi'ne sigortalanmıştır.
Sigortalı gemide 14.6.1989 tarihinde çıkan yangın sonucu meydana gelen 342.519,99 ABD Doları hasar bedelinden poliçe özel şartlarında belirtilen 75.000 ABD Doları tenzili muafiyet düşüldükten sonra, 267.519,99 ABD Doları karşılığı sigortalıya ödenmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazılığı poliçenin "ön yüzüne yazılan" işbu poliçe ilişik Insutute Time Douses-Hulls 1.10.1983 şartları gereğince 75.000 ABD Doları tenzili muafiyetle aktedilmiştir. Hakiki/Hükmi tam ziya muafiyetsizdir" diye yazılı özel şartın Tekne Poliçesi genel şartları karşısında geçerli olup olmadığı noktasında topladığı anlaşılmaktadır.
TTK.nun 1404-1406. maddeleri, 15.10.1983 gün ve 18192 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2915 sayılı Yasa ile değiştirilmiştir. Yasanın genel gerekçesinde; "Bilindiği üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 1404. maddesinde avaryadan hasar tutarı muafiyet hattini aştığı takdirde hasar bedelinin, tamamının ödeneceğini amir bulunmakta, uluslararası piyasada uyguladığı beyan edilen tenzili muafiyet, "Duduetible" sisteminde ise, her hasar olayında muafiyet haddi tenzil edildikten sonra bakiyesi tazminat olarak ödenmektedir. Bu durumda Türk Mevzuat ile Uluslararası uygulama arasında uyum sağlamak için Türk Ticaret Kanunumuzun 1404. maddesinin TTK.nun 1264. maddesinden çıkarılarak, amir hüküm vasfının kaldırılması ile istenilen sonuca varılması için bu değişiklik tasarısı hazırlanmıştır" denilmiş.
Madde gerekçelerinde ise; "1404, 1405 ve 1406. maddeler mehaz Alman Ticaret Kanununda emredici bir hüküm olmadığı halde, aksine sözleşme caiz olmayan emredici kural haline getirilmiş ve bu konuda kanun gerekçesinde bir açıklık bulunmamıştır. Deniz sigortalarında büyük gelişme ve özellikle uluslararası tatbikata uymak zorunluluğu sebebiyle bu maddeler emredici bir hüküm olmaktan çıkarılması gerekmiştir. Bu suretle dünya tatbikatına uygun olarak sözleşme ile muaflık oranının serbestçe tespiti, basit muaflık (Entegral Muafiyet) veya mutlak muaflık (Tenzili Muafiyet) sistemlerinden birinin seçilmesi ve hususi avaryalar dışında da muafık uygulanmasına serbestiyet getirilmesi olanağı sağlanmıştır."
29.4.1992 tarihli bilirkişi raporunda da isabetle vurgulandığı gibi, 2915 sayılı Yasa ile TTK.nun 1264. maddesinde yapılan değişiklik ile aynı Yasanın 1404-1405 ve 1406. maddeleri emredici hüküm olmaktan çıkarılmıştır. Kanunun gerekçesinde açıklandığı gibi, Entegral Muafiyet veya tenzili muafiyet konusunda taraflara sözleşme serbestisi tanınmıştır. Bu değişiklik ile Entegral Muafiyet'ten, tenzili muafiyete geçiş düşüncesi rol oynamış böylece uluslararası uygulamaya uyum sağlanmıştır. Daha önce Institute Time Douses-Hulls, 1.10.1983 12'de hususi avarya'nın ancak % 3'ü muafiyeti geçtiği takdirde, tazminatın ödeneceği öngörülmekle, entegral muafiyet sistemi gerekli kabul edilmekteydi. Ancak bu hükümle karaya oturma, yangın, batma ve diğer gemiyle çatışma şeklindeki başlıca rizikolardan doğan bütün hasarların muafiyet tenzil edilmeksizin ödeneceği belirtilmek suretiyle muafiyetinin geçerlik alanı son derece sınırlandırılmış olmaktadır.
Sigortacılar hususi avarya'da başlıca rizikolar dışında kalan dar bir sahada, muafiyetten yasaklanma imkanına sahip bulunuyorlardı. Fakat tazminat taleplerinin ağırlığı karşısında sigortacılar lehine olarak 1969 da Institute Clauses'ların 12. maddesi, tam ziya hali hariç olmak üzere, sigorta edilmiş bir rizikodan doğan tazminat talebinin, her biri ayrı kaza veya olaydan doğan tazminat talepleri toplamı poliçedeki muafiyet tutarını aşmadıkça ödenmeyecek, aşaması halinde ise muafiyet tazminattan indirilmek suretiyle bakiyesinin ödeneceği kabul edilmiştir. Böylece Entegral Muafiyet sisteminden "franchise" tenzili muafiyet "dedetible" sistemine bu değişiklikle geçilebilmiştir. Yapılan değişik ile sigorta poliçesinin altında bulunduğu Intitute Clasus Hulls 1.10.1983 12. md. hükümleri TTK.nun 1264 ve 1404-1406. maddesi uyarınca geçerli hale getirilmiştir.
7397 sayılı Kanunun 28 ve TTK.nun 1266/2. maddeleri hükmüne göre, sigorta poliçesi (Umumi Şartları) ilgili Bakanlıkça tanzim ve tasdik olunur. Hemen ilave etmek gerekir ki ilgili Bakanlıkça onanmış olsa dahi genel şartlar TTK.nun 1264. maddesinde sayılan emeredici hükümlere aykırı olarak düzenlenmezler, düzenlenmeleri halinde bu nevi şartlar geçersizdir.
Dava konusu olayda uygulanan Türk Tekne Poliçesi Genel Şartları, TTK.nun 1404-1406. maddelerinin emredici hükümleri içerdiği dönemde, Ticaret Bakanlığının 25 Ağustos 1962 tarih ve 4/48-A-15894 sayılı tebliği ile tasdik edilerek yürürlüğe konulmuştur. TTK.nun 1404-1406. maddeleri 15.10.1983, gün 2915 sayılı Yasa ile değiştirilmiş bu maddelerin hükümleri emredici olmaktan çıkarıldığı halde Başkanlıkça Tekne Poliçesi Genel Şartları bu değişiklikle uyumlu hale getirilmemiştir. Türk Tekne Poliçesi Genel Şartlarının 3. maddesinde; "işbu hususi şartlar umumi şartlara tahaddüm eder" denildikten sonra, aynı umumi şartların 16. maddesine; "a) Hususi avarya'lar, hususi şartlar meyanında başka türlü hüküm yoksa, yüzde üç muafiyeti aşmadıkça tazmin olunmaz. Ancak oturma, batma, yangın veya diğer bir gemi bir çatışmadan ileri gelen hususi avaryalardan muafiyet tatbik edilmez" denilmiştir. Instutite Kolazları 12. maddenin, Tekne Sigortası Genel Şartları 16. maddesinden önce tatbik edilip edilmeyeceği tartışılmalıdır.
Öğretide Merki tarafından işlenmiş normlar hiyerarşisi kuralına göre kanun ve sözleşme arasında bir boşluk varsa bu boşluk şahısların serbest iradesi ile dordurulabilir. Ne varki emredici kanun hükümlerine karşı bu boşluk, şahıs iradesi tarafından doldurulamaz. Yukarıda açıklandığı gibi TTK. nın 1404-1406. maddeleri emredici hukuk kuralı olmaktan çıkarılmıştır. Tarafların yedek hukuk kuralı haline kanununa uygun olarak sözleşmeye özel kural koyabilirler.
Diğer taraftan, tamamlayıcı hukuk kurallarına aykırı düşen kayıtları içeren sigorta genel şartları, genel bir ifade ile genel işlem şartları ile sözleşmeyi tamamlama amacı ile konuşulmuş kanunun yedek hukuk kuralları arasında aykırılık varsa, buna öğretide genel işlem şartları ile yedek hukuk kuralları rekabete girmiş, yarışmaya girmiş denilmektedir.
İtalyan ve Alman hukuklarının aksine İsviçre-Türk Borçlar Hukukunda bu konuda genel veya özel bir hüküm yoktur. Genel kabule göre, taraflar genel işlem şartlarının aksini sözleşmenin bir maddesi ile kabul etmişlerse bu kabulleri geçerlidir ve önce aksi karalaştırılan bu özel kuralın, genel işlem şartalarındaki kurallardan önce uygulanması gerekir (Bkz., Banka Standart Sözleşmeleri ve Banka Genel İşlem Şartları, Prof. Dr. İbrahim Kaplan, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, Aralık-1991, sh. 63 cd.).
Ayrıca tamamlayıcı hukuk kurallarının düzenleme fonksiyonu, hakkaniyete uygunluk gibi esaslar gözönünde tutularak, genel şartlarda yer alan bazı kuralların da geçersiz sayılacağı kabul edilebilecektir.
Somut olayda, taraflar sigorta genel şartlarının 16 ve 31. maddelerinin aksine kararlaştırarak Institute Clauses 12. maddenin geçerli olduğu kabul etmişler ve sigortalı bu özel şartı dikkate alarak primini buna göre yatırmıştır. Bu özel şart taraflar arasında geçerlidir. Kanun koruyucu Deniz Sigortasında büyük gelişme ve özellikle Uluslararası tatbikata uymak zorunluluğu sebebiyle bu maddeleri emredici hükmün olmaktan çıkarmış, sözleşme ile muaflık oranının serbestçe tespiti ve basit muafık (Entegral) veya mutlak muaflık (Tenzili Muafiyet sistemlerinden birinin seçilmesi tarafların iradesine bırakılmış, böylece Uluslararası Institute Clauses 12 şartlarının Türkiye'de de uygulanacağını, uygulamanın Uluslararası nitelik kazanmasını istemiştir. Kanun koyucunun kaldırdığı emredici kuralların, kanun değişikliğinden çok önce 1962 yılında kabul edilen genel şartlar için halen yürürlükte olduğunu savunmak, kanunun değiştirilme amacına aykırı olduğu gibi, kanun koyucu yerine emredici kuralların edir makamlarca yürürlüğünü sağlama gibi istenmeyen ve düşünülmeyen bir sonuca götüreceği açıktır.
Uygulamada Dairemiz, dış ülkelerde uygulanan deductible=muafiyeti sigortalarda, verilen teminat türü nazara alınmaksızın riziko gerçekleşmesinde, kanun değişikliğinden sonra muafiyet, mutlak surette tatbik edilmektedir (Y. 11. HD., 09.07.1992 gün ve E: 1991/1014, K: 1992/8303),
Ayrıca, 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu uyarınca, Başkanlık Hazine ve Dış Ticaret Müşteşarlığı'ca kabul edilen tarifede, Institute Clauses 12 dikkate alınmak suretiyle fiyat tespit edilmiş ve davalı sigorta şirketi de prim tahakkukunu buna göre yapmıştır. Sigorta muamelelerinde rizikopirimi dengesini sağlamak ve bunu muhafaza etmek zorunda olan sigortacının daha düşük prim almak suretiyle kendi aleyhine bu dengeyi bozacağı düşünülemiyeceği gibi, prim alınmıyan ve tahakkuk ettirilmiyen tenzili muafiyetten sigortacının sorumlu olacağı da kabul edilemez.
Mahkemece yukarıda açıklanan bütün bu hususlar gözetilerek tenzili muafiyetin kararlaştırılması geçerli kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmadığı gibi, dairece mahkeme kararının bozulması gerekirken onanması da doğru bulunmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Davalı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde bulunduğundan kabulü ile dairemizin 10.11.1994 gün 1994/4612-8381 sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle mahalli mahkeme kararının davalı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 14.4.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi.**
Full & Egal Universal Law Academy