(2920 S. K. m. 107) (743 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 66) (6762 S. K. m. 767)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, Ankara Asliye On birinci Hukuk Mahkemesince verilen 27.2.1995 tarih ve 735-188 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkili Kurum'a ait uçakla 8.4.1991 tarihinde ..... Bakanı ve beraberindekiler emrine Etimesğut - İstanbul - Etimesğut uçuşunun gerçekleştirildiğini, ancak davalı tarafından ödenmesi gereken taşıma ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 15.036.960 liranın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; gerek BK.nun 66. maddesi, gerekse TTK. nun 767. maddesi ve 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu gereğince davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça müvekkiline borca ilişkin herhangi bir ihtarname veya fatura gönderilmediğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını, faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, dosyadaki yazılı kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının dayandığı taşıma sözleşmesinin ...... eski Bakanı koruma görevlisi ile davacı Kurum arasında akdedildiği, davalı Kurum personelinden olmayan (N.S.)'nin davalı adına sözleşme yapma yetkisi olmadığını, bu durumda uçuş hizmetinin davalı adına yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı İdare vekili; gerek cevap dilekçesinde, gerekse sonraki savunmalarında, davacı Kurum'a ait uçakla müvekkilinin bağlı olduğu Bakan, müvekkili İdarenin genel müdürünün ve yine idareyle ilişkisi bulunan kişilerin yolculuk yaptıklarına ilişkin maddi vakıayı inkar etmemekte ve fakat davacı Kurum'un dayandığı (Uçakla Yolcu Taşıma Sözleşmesi)nin müvekkili İdareyi temsil edecek bir kimse tarafından imzalanmadığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğu gibi, dava konusu taşıma ücret alacağının teşekkülüne ilişkin faturanın da müvekkiline tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiş bulunmaktadır. Bu durum karşısında davalı İdare yetkililerinin hava yolu ile taşımalarının fiilen gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Konunun yasal düzenlemesinin yapıldığı Türk Sivil Havacılık Kanununun (TSHK) 107. maddesi hükmü uyarınca, yolcu taşıma sözleşmesinde, taşıyıcının yolcuya aynı maddede belirtilen unsurları içeren bir bilet düzenleyerek vermekle yükümlü olduğu kabul edilmişse de, biletin verilmemiş olması halinde dahi taşıma sözleşmesinin geçerli olacağı aynı maddenin 2. fıkrasında hükme bağlanmıştır. Diğer bir deyişle, taşıma sözleşmesinin düzenlenmesi yasada bir geçerlilik şekline tabi tutulmamıştır. Taşıma işinin fiilen gerçekleştiği sabit bulunduğuna göre, davacı taşıyıcı tarafından düzenlenen taşıma sözleşmesinin davalı İdareyi temsil yetkisini haiz bir kimse tarafından imzalanmamış olması da sözleşmenin geçersizliğini gerektirmez. Kaldı ki davalı tarafın böyle bir davranışı MK. nun 2. maddesinde ifadesini bulan iyi niyet kuralları açısından da yasal dayanaktan yoksun bulunmaktadır.
Açıklanan bu durum karşısında, taraflar arasında yolcu taşıma sözleşme ilişkisinin oluşturulduğu ve gerçekleştirildiği kabul edilerek işin esasına girilmesi ve bir karar verilmesi gerekirken, tamamen hukuki nitelikteki bu uyuşmazlığın çözümlenmesinde bilirkişiye başvurulması ve buna göre de davanın pasif husumet ehliyeti yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı Kurum yararına BOZULMASINA, 09.06.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy