(6762 S. K. m. 1288, 1299) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.6)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, (Karşıyaka Dördüncü Asliye Hukuk Mahkemesi)'nce verilen 29.3.1995 tarih ve 887/242 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla; dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalı şirket tarafından kasko rizikolarına karşı sigortalanmış müvekkiline ait araca 27.7.1994 tarihinde park halinde iken kimliği belirlenemeyen bir aracın çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, talep edilmesine rağmen poliçe teminatındaki (17.788.017) lira hasar bedelinin ödenmeyip düşük bedel ödenmek istendiğini ileri sürerek ve meblağın en yüksek banka faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevabında; sigortalı aracın sigorta değerinin hasar tarihinde yüklenmiş olması sebebiyle eksik sigorta mevcut olup, poliçe genel şartları uyarınca yapılan proporsiyon hesabına göre belirlenen (11.048.000) lira hasar bedelini davacının kabul etmediğini, bu durumda davaya sebebiyet verilmediğini savunarak davanın reddini, yargılama giderleri ile davalının sorumlu tutulmamasını istemiştir.
Mahkemece; toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran kasko sigortası poliçe genel şartlarının A-6 maddesine göre noksan (eksik) sigorta tatbikinin gerektiği, buna göre davalının ilk celsede davayı kabul etmekle ve davaya da sebebiyet vermediği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulü ile (11.048.000) liranın 27.9.1994 tarihinden yürütülecek % 78 reeskont faizi ile davalından tahsiline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine, masrafların davacı üzerinde bırakılmasına ve davalı yararına ücreti vekalet taktirine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından, sigortalı aracın kasko sigorta sözleşmesi yapılırken gerçek değeri olan (250.000.000) TL. üzerinden sigorta ettirildiği, ancak kısmi hasarın oluştuğu riziko tarihinden araç değerinin (431.000.000) TL.'ye çıktığı anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili TTK.nun 1299. maddesine göre, sigortaca ödenmesi gereken sigorta bedeli, sigorta ettirilen menfaatin rizikonun gerçekleştiği andaki değerine göre saptanır ve kısmi hasar halinde sigorta sözleşmesinde aksine bir hüküm yok ise sigortaca ödenecek tazminat miktarı, sigorta bedelinin sigortalı malın gerçek değerinin tamamına olan nisbetine göre tayin olunur. Keza, eksik sigortayı düzenleyen TTK.nun 1288. maddesinde de kısmi hasar halinde tazminatın, sigorta bedelinin sigorta değerinden düşük olması durumunda ve o yönde sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranı dahilinde hesaplanacağı diğer bir deyişle, tazminat hesaplanmasında proporsiyon ilkesinin uygulanacağı hükme bağlandıktan sonra, sigorta sözleşmesinde artan sonraki değer üzerinden ödeme yapılacağını ilişkin bir hüküm bulunmasa bile, sigorta ettirene noter aracılığı ile ihtar çekilmesi ek prim ödenmesi koşulu ile sözleşmenin tek yanlı değiştirilmesi ve bu şekilde yeni değer sigortası yaptırma imkanı tanınmış bulunmaktadır. İşte aslında yasada düzenlenmiş olan bu husus sigorta poliçesi genel şartlarının A-6 maddesinde (eksik sigorta) başlığı altında düzenlenmiş ve tekrarlanmıştır. Yasada düzenlenen hususlar hakkında, aynı hükümlerin poliçe genel şartlarına konulmuş olması halinde genel şartların sigorta ettirene verilmemiş olmasının, sigortacı aleyhine bir sonuç doğurması düşünülemez. Bu nedenlerle davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi, dava konusu alacak miktarı davadan önce davalı sigortaca tazmin edilmesi kabul edilmiş bulunmasına göre, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılıp, davacı yararına avukatlık ücreti tayin edilmemesi de usul hükümlerine aykırılık teşkil etmediğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişen itirazları da varit görülmemiş ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün (ONANMASINA), fazla alınan 118.000 lira harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy