(2675 S. K. m. 37, 38, 42)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.10.1995 tarih ve 552-1306 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.3.1996 gününde davacı avukatı Y. Gülsen ile davalı avukatı H. Akgün gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında görüşen davada Azerbaycan A. Arbitaj Mahkemesinin davalı aleyhine 348.111 ABD doları ödemesini hükme bağladığını, Azerbaycan ile Ülkemiz arasında yapılan ve 25.8.1993 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan sözleşme ile mahkeme kararlarının tenfizinin mümkün olduğunu ileri sürerek Azerbaycan mahkemesinin kesinleşen kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, dava dilekçesinde tenfizi istenilen kararın ne olduğunun açıkça belirtilmediğini kararın kesinleştiğini gösteren belgenin onanması gerektiğini, müvekkiline tebliğ yapılmadan Azerbaycan'da karar verildiğini, davaya konu ilişkinin adli yardım sözleşmesinin imzalanmasından önce doğduğunu kararın tenfizi şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 25.8.1993 tarihleri resmi gazetede yayınlanan adli yardımlaşma sözleşmesinin 19 ve devamı maddelerindeki şartların gerçekleştiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin Adli Yardım sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden önce doğduğu hakkında bir açıklama da bulunmadığından davının yerinde olduğu gerekçesiyle Azerbaycan A. Arbitaj Mahkemesinin 21.2.1995 tarihli kararının tenfizine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Azerbaycan Mahkemesince verilen kararın tenfizine ilişkindir. Dosya içinde Azerbaycan Mahkemesi kararının o ülke makamlarınca onanmış aslı ve onanmış Türkçe tercümeleri bulunmamaktadır. Oysa 2675 sayılı yasanın 37. maddesine göre tenfizi istenen kararın yabancı ülke makamlarınca usulen onanmış aslı, kararın kesinleştiğini gösteren yazı veya belge ile bunların onanmış Türkçe tercümelerinin mahkemeye ibrazı gerekir. Bu hususlar dikkate alınmaksızın ve gerekli belgeler ibraz ettirilmeden karar verilmesi doğru değildir.
2- Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenle sair temyiz itirazlarının incelenmesine mahal olmadığına, 6.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.04.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy