(6762 S. K. m. 416)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Asliye 1.Ticaret Mahkemesince verilen 25.1.1996 tarih ve 344-11 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin kurucu ortaklarından olan Mevlüt D. adına kayıtlı 8 adet A tertibi hisse senedini devir aldığını, bu devir şirket yönetim kurulu tarafından 1.2.1973 tarihinde kabul edilerek hissedar pay defterine işlenmiş olduğunu, müvekkilinin maliki bulunduğu hisse senetlerine isabet eden temettü paylarını ve sermaye artışları sırasında dağıtılan hisse senetlerinin hiçbirini almadığını, davalı şirketten talep edilmesine rağmen reddedildiğini, nominal değeri toplam 50.000 lira olan A tertibi 8 adet kurucu hisse senedinin maliki olduğu ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla hisse senetlerine isabet eden temettü payları ve sermaye artırımlarında hissedarlara bedelsiz olarak dağıtılan toplam l3.500.000 liranın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının bahse konu hisse senetleri ile hiçbir alakası olmadığını gerçek sahibinin Mevlüt D. olduğunu bu ortağa isabete den haklarının Mevlüt D.'ye ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının reddine dair verilen karar da, Davacı vekilinin temyizi üzerine 19.Hukuk dairesinin 10.10.1994 tarih ve 1993/8495 94/9189 sayılı ilamı ile davacı yararına bozulmuş olup mahkemece bozmaya uyularak iddiaya, savunmaya, toplanan delillere bilirkişi raporuna göre, TTK. nun. 416/2. maddesinde açıkça devir şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği belirttiğine göre, senet arkasında sadece şirket yetkililerinin pay defterine kayıt edildi yazısını imzalamaları yeterli olmadığından ve pay; defterinde davacının ortak görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket ortağı olduğunu iddia eden davacının elindeki nama yazılı hisse senetlerine dayanarak davacı istemine ilişkindir.
TTK. nun 416/2.maddesi uyarınca nama yazılı hisse senetlerinin davalı şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için pay defterine kaydı gerekir. Mahkemece, bozma kararından sonra alınan ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu açıklayıcı olmadığı gibi denetime de elverişli değildir.
Mahkemece yapılacak iş: bozma ilamı doğrultusunda konusunda uzman olan bilirkişi veya kişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan şirket merkezindeki defter kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacının elinde bulundurduğu nama yazılı hisse senetlerinin şirket pay defterine kayıtlı olup olmadığı hususunda rapor alınarak, sonucu çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin narcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.09.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy