(6762 S. K. m. 1072, 1110) (1086 S. K. m. 517)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.5.1996 tarih ve 421-279 asyılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 17.1.1997 gününde davacı avukatı Esra İrem ile davalı avukatı Nedret Kurtuluş gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Hindistan'da muhim müvekkilinin İzmir'den satın almış olduğu 4.000 ton ham perlit madeninin taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiğini, geminin yükü alıp Aliağa Limanından ayrıldıktan sonra bozulup Güllük Limanına çekildiği ve yola devam edemeyeceğinin bildirildiği, Güllük Limanından geminin çıkışının ihtiyati tedbir kararı ile yasaklandığı, taşıyanın kusuru sonucunda davacı şirketin emtiayı teslim alamadığı ve zarara uğradığından bahisle 133.000 Dolar ve ödenen 67.000 Dolar navlunun iade edilmesini ileri sürerek 200.000 Doların davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, broker tarafından teklif edilen ve gemi armatörünün kabul ettiği icap ve kabul teleksinde müşterek avarya v etahkimin Londra'da İngiliz Hukukuna göre yapılacağının belirtilmiş olması nedeniyle mahkemenin görevli olmadığı, tazminatın navlun bedelini geçemeyeceği, gemi armatöre Egemar şirketinin kendilerine navlunun ödenmesi konusunda talimat vermediğini davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya arasındaki yazılara göre; davalının c/p de tahkim şartı olması nedeniyle mahkemenin görevli olmadığını savunduğu, navlun sözleşmesini belirleyen icap ve kabul niteliğindeki atelekslerde tahkim şartının, öte yandan davacı şirketin dayandığı konişmentolarda da matbu olarak Charter Party'ya atfın mevcut olup, bu durumda koniymentoda atıf bulunması halind enavlun sözleşmesindeki hükümlerin bu sözleşmenin tarafı olmayan gönderileni bağlayacağı kuralı var ise de, HUMK.nun 517. maddesinde tahkimin yazılı olması gerektiğinin bildirildiği; buna göre, tahkimin bağlı olduğu şekil şartı, konişmentolarda navlun sözleşmesine özel bir atıf olmayıp, matbu şekilde atıfta bulunulması, yükün gönderilen tarafından teslim alınmamış bulunması göz önüne alındığında tahkim şartının gönderileni bağlamayacağı; davacının uğradığı zararın geminin yüke ve yola elverişli olmamasından kaynaklandığının bilirkişi raporları ile saptandığı, davacının uğradığı zarar miktarının 137.786.09 Dolar olarak saptandığı, ödenen navlunun TTK.nun 1072/1 md. uyarınca iadesi gerektiği bu durumda davacı alacağının 188.491.89 Dolar olduğu gerekçesiyle, 188.491.89 Doların dava tarihinden itibaren %7 faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C.Merkez Bankası efektif alış kuru üzerinden davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz yolu ile taşınan emtianın alıcısına teslim edilmemesi nedeniyle, emtia bedelinin tahsili istenine ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkili taşıyan ile gönderen arasında düzenlenen charter prty sözleşmesinde "müşterek avarya ve tahkim Londra'da yapılır ve İngiliz Kanunları geçerlidir" hükmü olduğunu ve konişmento üzerinde charter party ile birlikte uygulanacağına dair kayıt bulunduğunu ve bu durumda davanın hakemde görülmesi gerektiğini, mahkemenin görevli olmadığını savunmuştur.
TTK.nun 1110/1 maddesi uyarınca "taşıyan ile gönderilen arasındaki münasebetlerde konişmento esas tutulur" hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, kural olarak konişmento taşıyan ile gönderileni bağlayacaktır.
Somut olayda dosyada bulunan ve davalı alıcının dayandığı 20.3.1995 tarihli konişmento üzerinde "To be used charter parties (taşıma sözleşmesi ile birlikte uygulanacaktır)" kaydı yer almaktadır. Dava dışı gönderen ile davalı taşıyan arasında düzenlenen 15.3.1995 tarihli navlun sözleşmesinde "müşterek avarya ve tahkim Londra'a yapılır ve İngiliz Kanunları geçerlidir" hükmü mevcuttur.
Davacı, konişmentoya dayanarak alıcı olduğunu belirttiğine göre, konişmentodaki atıf nedeniyle navlun sözleşmesindeki şartlar davacıyı bağlayacaktır. Bu durumda artık alıcı, tahkim şartının taşıyanla gönderen arasında kararlaştırılmış olduğu, kendisinin 3. şahıs hamili durumunda bulunduğunu bu nedenle charter partydeki atıf yapılan tahkim şartıyla bağlı tutulamayacağını iddia edemez. Konişmentoyu devir almakla yükleteni ilzam eden konişmentonun bütün kayıtları ile bağlıdır. Emtianın teslim edilmemiş olması da, durumu değiştirmeyecektir. Çünkü gönderilen konişmentoyu elinde bulundurduğuna göre, emtiayı teslim almayan yetkili hale gelmiştir.
Yukarıda anlatılanlar karşısında, davanın görev nedeniyle reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda anlatılan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 6.000.000 lira druşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.2.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy