(6762 S. K. m. 1066, 1067)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.9.1996 tarih ve 72-482 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketçe nakliyat sigortalı dökme demir-çelik hurdası yükünün davalıya ait gemiyle Amerika'dan Samsun'a taşınması sırasında meydana gelen eksiklik nedeniyle müvekkilince, sigorta ettirenine 2.708.662.335 lira tazminat ödendiğini, taşıma kaynaklı bu zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek anılan meblağın davalıdan rucüen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, gemi armatörü olan müvekkilinin taşıma işini üstlenmediğini, davanın TTK'nin 1067. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreden sonra açıldığını, usulünce hasar tespiti ve ihbarı yapılmadığını, kaldı ki fire oranı gözetildiğinde yükteki eksikliğin tazmini sorumluluğu gerektirmediğini, eksikliğin taşımadan kaynaklanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, konşimentoya göre yük ağırlığının 32.498.600 m/ton olduğu, gemi kaptanı ve acentenin imzasını taşıyan 2.3.1995 tarihli olgular çizelgesinde ise yükün 32.485.745 m/ton olarak belirlenmesi nedeniyle sadece 12.855 m/ton eksiklik için usulüne uygun bir hasar tespiti ve ihtarının yapıldığı, ancak bu miktarın da % 2 fire oranı kapsamında kaldığı, anılan miktarı aşan eksiklik iddiası ile ilgili olarak da TTK'nin 1066/son maddesinde taşıyan lehine oluşan karinenin aksinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Taşıma bitiminde, olgular çizelgesinde belirtilen ve % 2 fire oranı kapsamında kalan 12.855 kg.lık noksanlık haricinde davacı tarafça iddia olunan 661.015 kg.lık noksanlıkla ilgili olarak TTK'nin 1066/l. ve 2. maddeleri anlamında bir karar ihbarı ile tespiti yapılmadığından uyuşmazlığın kaynaklandığı, taşıma ilişkisinde aynı maddenin son fıkrası uyarınca davalı taşıyan lehine sorumsuzluk karinesi ortaya çıkmıştır. Ancak, her karine gibi bu karinenin de aksinin ispatı mümkündür.
Boşaltmanın gerçekleştirildiği Samsun Liman İşletme Müdürlüğü'nün 24.5.1996 tarihli cevabi yazısı ekinde yer alan ve davalı donatanın acentesi durumundaki Y. Denizcilik ve Tic. Ltd. Ş. tarafından düzenlenen yük teslim ordinosunda, konşimento ve manifestoda 32.498.600 kg. olarak belirtilen yükün tartı sonunda 673.870 kg. noksan olarak 31.824.730 kg. çıktığı ve alıcıya bu miktarla teslim edildiği görülmektedir. Her ne kadar, bu noksanlıkla ilgili kargo raporu düzenlenmemiş ve bundan dolayı bilirkişilerce de bu belgenin noksanlık tespitini belirleyici bir değeri olmayıp, sadece alıcı tarafından yükü gümrükten çekme amacına yönelik işlevi olduğu görüşüne yer verilmiş ve mahkemece de bu görüş doğrultusunda sözü edilen belgeye itibar edilmemiş ise de, söz konusu ordinonun ne şekilde ve aşamalarda düzenlendiği, belgenin ikinci sahifesine dercedilen tartı işlemleri sırasında davalı acentesinin hazır olup olmadığı ve bu suretle anılan belgenin TTK'nin 1066/son maddesinde belirtilen karinenin aksini ispat gücü taşıyıp taşımadığı hususları çok yönlü araştırılıp gerekirse bilirkişilerden de ek rapor alınarak sonucuna göre davacı sigorta şirketinin rücu hakkının varlığı ve kapsamının tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.12.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy