(6762 S. K. m. 1264, 1269)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Niğde Asliye 2. Hukuk Mahkemesince verilen 3.10.1996 tarih ve 337-397 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.3.1997 gününde davalı avukatı Dilek Gönen ile davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın hasarlanmasına rağmen kasko sigortacısı olan davalının (200.000.000)lira hasar tazminatı ödemediğini ileri sürerek, bu meblağın olay tarihinden ticari faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sigorta primlerini ödemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece, bilirkişi raporlarındaki, "davacıya ait aracın 25.11.1992 ila 25.11.1993 tarihleri arasında kasko rizikolarına karşı davalı tarafından sigortalanarak sigorta prim borcunun karşılığında 22.11.1993 tarihli ve (38.088.750) TL'lık tek bono alındığı, davacıdan alınan bononun tahsil için işlem görmesine rağmen son anda işlemden çıkarıldığı, bu durumda 28.9.1993 tarihinde meydana gelen hasarın poliçe teminatında olduğu" şeklindeki görüş ve mütalaa benimsenerek davanın kabulüne (200.000.000) TL'nın 28.9.1993 tarihinden yürütülecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalı savunmasında davacıdan bono almadığını bildirmiş ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davalı sigorta şirketinin prim karşılığı bono aldığı ve bu bononun tahsil için verilen banka tarafından iade edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, prim karşılığı alınan bononun tahsilinin yapılıp yapılmadığı ve davacının prim borcunun olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece davacının sigorta prim borcu olup olmadığının araştırılması, taraflardan gerekli bilgi ve delillerin istenilmesi ve davacı primden borçlu ise bunun mahsubu ile sonucu çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, bu yönün gözden uzak tutulması doğru görülmemiş ve hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı sebeplerle sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte yazılı sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 6.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy