(1086 S. K. m. 287)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Trabzon 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.10.1996 tarih ve 232-345 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete hısızlık rizikolarına karşı 18.7.1994 -1995 vadeli poliçeye sigortalı olan müvekilline ait işyerinde 5.12.1999 tarihinde toplam değeri KDV dahil (951.050.000)lira tutarında (174)adet deri mont çalındığını, ihbara rağmen davalının çalınan sigortalı emtianın gerçek değerini tazmine yanaşmadığını ileri sürerek, (951.050.000)liranın 5.12.1994 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, ekspertizce (459.000.000)lira hasar saptandığını, muhasebe kayıtlarında çalındığı savlanan malların görülemediğini, dükkanda mevcut ve çalındığı bildirilen mallar toplamının sigorta edilen bedel toplamına eksik sigorta hükümleri uyarınca propersiyonu sonucu ödenebilecek tazminatın (242.558.271)liradan ibaret olduğu ve öncelikle hakem-bilirkişi prosedürünün işletilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere ve davacıya ait işyeri kayıtlarına bilirkişi raporuna dayanılarak, olay tarihinde işyerinde toplam (1.076.178.795)lira tutarında mal bulunduğu, Yasa ve Sigorta genel şartlarına nazaran yapılan hesaplamaya göre davalının sorumluluğunun (425.509.054)liradan ibaret olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan meblağın, davalının temerrüde düştüğü 21.4.1995 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki akdi ilişkiyi düzenleyen hırsızlık sigortası poliçesi genel şartlarının hasarın tespitine ilişkin 14.maddesinde, hasar miktarı konusunda tarafların anlaşamamaları halinde bu uyuşmazlığın hakem-bilirkişi aracılığıyla çözümü gerektiği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Sözleşmenin bu hükmü, HUMK.nun 287.maddesinde düzenlenen bir delil sözleşmesi niteliğinde olduğundan, tarafları bağlar.
Mahkemece, davalı tarafından da cevap dilekçesinde ileri sürülen bu husus üzerinde durularak sözleşmenin anılan maddesinde öngörülen hakem prosedürünün oluşturulması için taraflara mehil verilip taraflar hakemlerini seçtiği taktirde bu prosedür çerçevesinde düzenlenecek rapor beklenerek ve bu rapora itiraz vaki olması halinde gene genel şartlarda öngörülen prosedür çerçevesinde bu itiraz halledilerek rapor kesinleştirildikten sonra buna göre hüküm kurulması gerekirken, bu husus dikkate alınmadan bilirkişiden alınan rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.01.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy