(6762 S. K. m. 1235, 12, 19) (1086 S. K. m. 105, 101)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, Silifke Asliye Hukuk Mahkemesi`nce verilen 01.11.1996 tarih ve 228-228 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı ....... Ltd. vekili tarafından istenmiş olmakla; dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalılardan A.Gemisi`nin akaryakıt ihtiyacını davalı şirketin karşıladığını, ihtara rağmen ödenmediğini ileri sürerek, TTK.`nun 1235-1236. maddeleri gereğince gemi alacaklısı olarak 31.982.00 Dolar karşılığı 3.083.064.800 lira alacak için gemilerinde rehin ve hapis hakkı tanınmasına ve geminin seferden men edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılara, dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan incelemede toplanan delillere göre davacının talebi yerinde görülerek, gemi üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, geminin seferden men edilmesini, gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmiştir.
Davalı ........ vekilinin tedbir kararına itirazı üzerine, talebi 04.11.1996 tarihli ek kararla reddedilmiş ve gemi üzerindeki rehin ve hapis hakkının teminat mektubu üzerine kaydırılmasına karar verilmiştir.
Davalı ......... Ltd. vekili asıl kararı ve tedbir kararına itirazın reddi kararını temyiz etmiştir.
1 - Davacı dilekçesinde ihtiyati tedbir ve kanuni rehin hakkı tanınmasını istemiştir. Davacının ihtiyati tedbir istemini evrak üzerinde karara bağlaması mümkündür. Bu nedenle, davacının ihtiyati tedbire yaptığı itirazın reddi kararı doğrudur.
2 - Davalının kanuni rehinin tanınmasına ilişkin temyizine gelince; davacı, akaryakıt bedeli ödenmediğinden bahisle, TTK.`nun 1235/7 ve 1236. maddeleri uyarınca gemi üzerinde rehin hakkı tanınmasını istemiş, mahkemece, yeterli araştırma yapılmadan ve deliller toplanmadan eksik inceleme ile tedbir kararı gibi evrak üzerinde, davacı yararına rehin hakkı kurulmasına karar
verilmiştir.
Kanuni rehin hakkının tanınması isteminde, diğer tarafa tebligat yapılmadan ve savunması alınmadan alacağın tahsilini sağlar biçimde karar verilemez.
Mahkemece yapılacak iş, dosyanın esasa kaydı ile taraflara usulüne uygun tebligat yapılarak duruşma açılması, işin esasına girilerek, tarafların delillerinin toplanması, alacağın saptanması, yanlar arasındaki hukuki ilişkinin davacıya gemi ve teferruatı üzerinde rehin hakkı verip vermediğinin incelenmesi, gerekirse uzman bilirkişi görüşüne başvurulmak suretiyle deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile tedbiren karar oluşturulması doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASlNA, 24.03.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy