(213 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Adana Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.9.1997 tarih ve 671-623 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 21.4.1998 gününde davacı avukatı Aydın ... ile davalı avukatı Fuat ... gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, müvekkili şirketten satın aldığı hazır beton emtiasının, İncirlik ABD hava üssünde kullanacağını, ikili anlaşmalar gereğince müşterek savunma tesislerinde kullanılacak emtianın vergiden muaf olduğunu belirterek muafiyet belgesi ibraz etmesi üzerine kesilen faturalarda KDV oranının sıfır olarak gösterildiğini, ancak, bilahare yapılan vergi denetimlerinde söz konusu satışın KDV'den muaf olmadığının anlaşıldığını ve müvekkilinden KDV, faizi ve kusur cezası istendiğini, durumun davalıya ihbar edilmesine rağmen davalının duyarsız kaldığı gibi, Vergi mahkemelerinde açılan davalardan da sonuç alınamadığını ileri sürerek, (1.611.155.428) TL'nin reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmeye uygun faturalar düzenlediğini, asıl alacağın ihtirazi kayıtsız alınmakla artık ferilerinin de sükut ettiğini, zamanaşımının dolduğunu, miktarın da doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, taraflar arasındaki alım-satımın KDV'ne tabi olup, davacının (397.902.375) TL KDV ve buna bağlı olarak (1.000.904.721) TL faiz ödediği, ancak, esasen davacının ceza ödememesi gerektiği, davacının VUK'nun 213.maddesine dayanarak itiraz etmesi gerekirken bunu yapmadığından ceza uygulamasından davalının sorumlu olmayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, (397.902.375) TL'nın dava tarihinden yürütülecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve yansıtmalı bir vergi türü olan KDV.nin yükümlüsünün nihai tüketici olması, davacının bu vergiyi üstlendiğine dair bağlayıcı ve geçerli bir sözleşme bulunmaması, hatta davacının ibraz edilen muafiyet belgesi ile yanıltılmış olması karşısında, davalı vekilinin tüm, kusur cezasının ödenmesinde ise davacının müterafik kusuru olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı, davalının ABD nam ve hesabına müşterek savunma tesislerinde kullanılmak üzere çimento alımı yaptığını ve ibraz edilen muafiyet belgesi uyarınca da KDV tahakkuk ettirilmediğini, oysa, sonradan bu satımın KDV'ne tabi olduğunun anlaşıldığını ve asıl KDV ile birlikte gecikme faizi ve ayrıca kusur cezası ödenmek zorunda kaldığını ileri sürerek bu üç kalemden oluşan zararın tahsilini talep ve dava etmiş olup, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise, ibraz edilen muafiyet belgesi ile davacının yanıltıldığı kabul edilerek, davacının ödemek zorunda kaldığı KDV ile buna ilişkin faiz miktarını talep etmekte haklı olduğu, ancak, Vergi Mahkemesinde açılan davada tam yasal dayanakları gösterilmediği için usulsüzlük cezası ödenmesine davacının sebebiyet verdiği ve dolayısıyla bu kalemin istenemeyeceği belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının ödemek zorunda kaldığı ve bilirkişi tarafından dosya kapsamına uygun hesap edilen (l.000.904.72l) TL faizin de tahsiline imkan verecek şekilde karar vermek gerekirken, bilirkişi raporu hükme dayanak yapıldığı halde ve aksi yönde bir gerekçe gösterilmeden bu kalemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 20.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 10.743.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.04.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy