(818 S. K. m. 47)
Taraflar arasında açılan davadan dolayı Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16.7.1997 tarih ve 94-458 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin çocuğu, yeğeni ve torunu olan on yaşındaki C.`nin davalının yönetimindeki araçta yolcu iken, meydana gelen trafik kazasında öldüğünü bildirerek, müvekkillerinden F.S. için 90.000.000 TL maddi, 500.000.000 TL manevi, E.S. için 200.000.000 TL ve diğer müvekkili için 300.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili yetki ve esas yönlerinden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere, ceza dosyası kapsamına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, ölenin annesi olan davacı F.S.`nin uğradığı maddi zararın 54.438.498 TL olduğu ve lehine 60.000.000 TL manevi tazminat takdiri gerektiği, diğer davacıların manevi tazminat talep etmeye hakları bulunmadığı gerekçesiyle davacı F.S. yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar bakımından ise davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1 - Tek çocuğunu davalının sebebiyet verdiği trafik kazasında kaybeden davacılardan F.S. için takdir olunan 60.000.000 TL manevi tazminat, olay tarihine ve davalının saptanan ekonomik gücüne nazaran hak ve nesafete uygun bulunmamıştır. Bu bakımdan, adı geçen davacının ölenle yakınlık derecesi, çektiği elem ve acı ile taşıma ilişkisindeki özel durum gözetilmek suretiyle bu davacı lehine daha uygun bir miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gereği yönünden kararın bozulması icap etmiştir.
2 - Ölenin anneannesi ve dayısı olan diğer davacıların manevi tazminat talepleri ise, yakınlık dereceleri ve davalının kasdi bir eyleminin söz konusu olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Ölüm halinde manevi tazminat isteme koşullarını düzenleyen BK`nun 47. maddesinde belirtilen "ölünün ailesi" kavramından, mirasçılık sıfatı aranmaksızın, kan bağına dayanmasa bile ölenin yakınlarını anlamak gerekir. Bir başka anlatımla, ölenle arasında eylemli, gerçek bir bağ ve ilişki bulunan kişiler, haksız eylem sorumlusundan manevi tazminat talep hakkını haizdirler. Tanık anlatımlarından da, boşanmış olan davacılardan F.S.`nin ölen oğlu ile birlikte annesi ve kardeşi olan diğer davacılarla birlikte oturduğu, böylece anılan davacılarla ölen arasında yakın akrabalık ilişkisi yanında eylemli bir bağın da oluştuğu anlaşılmakla, bu davacılar yararına makul miktarlarda manevi tazminat takdiri gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 24.2.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy