(4876 S. K. m. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 9)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı Gaziantep 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.9.1997 tarih ve 848-518 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkili banka şubesi tarafından davalıya kullandırılan Ticari ve Tarımsal Sanayii kredisinin taksitlendirilmesini müteakip taksit sözleşmesi uyarınca alacağın taksitler halinde tahsil edilmeye başlandığını hesap tamamen tasfiye olunmadan önce KKDF.den kaynaklanan alacağın ödenmesinin talep edildiğini ancak davalının ödemediğini, bu konuda Merkez Bankasından görüş sorulduğunu, Cevapta "kaynak kullanımı destekleme fonu muafiyetinin sadece kanuni takipteki krediler için sözkonusu olduğunu özel takipteki kredilerin fon kesintisine tabii olmadığını belirttiğini bu nedenle müvekkili tarafından 15.10.1996 tarihinde KKDF.nin Merkez Bankasına yatırıldığını ileri sürerek 1.958.840.398 lira ana para ile ödeme tarihi olan 15.10.1996'dan dava tarihi olan 13.12.1996 ya kadar işlemiş olan 189.089.837 lira faiz ve 9.304.491 TL. BMV. olmak üzere toplam 2.154.234.840 liranın karara bağlanmasını ve dava tarihinden itibaren bu miktar ana paraya işleyecek olan %57 reeskont faizi (faizi oranları artması halinde fazlaya ait haklarının saklı tutulmasını) ve %5 oranında Banka muamele vergisi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin davacı banka nezdinde kullanmış olduğu muhtelif kredilerin güvencesini teşkil etmesi amacıyla müvekkiline ait taşınmazlar üzerine ipotek konulduğun ve bu borçlar nedeniyle muhtelif icra takibleri yapıldığını, davacı bankanın yönetim kurulu tarafından alınan 19.3.1991 tarihi kararla borçların taksitlendirildiğini 31.12.1994'de de ödeme ile borçlarının tamamının tasfiye olduğu, 22.5.1995 tarihli protokol uyarınca borcun ödendiğinde ibraname düzenleneceğini davacının taahhüt etmesine rağmen davacının kaynak kullanım destekleme fonu borcunun olduğu gerekçesi ile ipotekleri çözmediğini, protokolde olmamasına rağmen sonradan talepte bulunulduğunu, bu nedenle dava açtıklarını, Merkez Bankasının 26.8.1989 tarihli tebliği uyarınca kanuni takibe alınan krediler den fon kesintisinin yapılamayacağını belirttiğini, kaldı ki, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; 12.5.1988 gün 1988/12-944 sayılı kararnameye ilişkin fona kesinti yapılmayacak krediler ve yine davacı bankanın ticari kediler müdürlüğü tarafından yayınlanan 8.7.1988 tarihli tebliği hükümleri gereğince davalının davacı şirket nezdinde borçları kalmadığı sonucuna varılarak sübut bulunmayan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan 23.5.1997 tarihli bilirkişi raporuna karşı davacı banka vekilleri tarafından 19.6.1997 havale tarihli dilekçe ile tenkik dayanakları gösterilmek suretiyle ciddi itirazlar ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu itirazlar üzerinde gereğince durulup, değerlendirilmeden gerektiğinde yeni bilirkişi kurulundan rapor alınarak davacı itirazları karşılanmadan davanın sürümcemede kalmaması gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.2.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy